Türkiye Ekonomisi

Dünya Ekonomisi

Osmanlı Ekonomisi

Finansal Ekonomi

İşletme Ekonomisi

Hizmet Ekonomisi

Kalkınma Ekonomisi

Tarım Ekonomisi

Borsa ve Yatırım

Ekonomi Sözlüğü

Ekonomi Ders Notları

Ekonomi Düşünürleri

Genel Ekonomi Soruları

Özel İstatistik Arşivi

Özel İktisat Konuları

Açık Öğretim İktisat

Ekonomi Kurumları

Kamu Yönetimi

Kamu (Devlet) Maliyesi

Sigortacılık Konuları

Türkiye İktisat Tarihi

Yeraltı Ekonomisi

Kredi Kartı Piyasası

Gelişmekte Olan Ülkeler

Finansal Piyasalar

Kent Ekonomisi

Liberalizm

Forex Piyasaları

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

MERKANTİLİZM VE TİCARİ KAPİTALİZM 

Merkantilizim* 1450-1750 yılları arasında Batı Avrupa'da ekonomik alanda geçerli olmuş düşünce akımına verilen addır. Ticaret sistemi anlamına gelen Merkantilizm deyimini ilk kullanan A. Smith olmuştur. 

Merkantilizm, sistematik bir ekonomi kuramı olmaktan çok bir ekonomi politikası önlemleri bütünüdür. Merkantilizm'e özellikle ulusal bir ekonominin sınırları içinde tek bir ekonomi politikası uygulama çabasıdır da denilebilir. 

Ortaçağın ekonomik düşüncelerine bir tepki olarak görünmekle beraber, gerçekte Merkantilizm, Rönesans ve Reform hareketlerinin Batı Avrupa'da başlattığı uyanışın politik - ekonomik alandaki gelişmesidir. 

Merkantilist politikanın amacı: Devleti, ulusu zenginleştirmek, güçlendirmek, ülkeye değerli madenlerin getirilmesini sağlamak, değerli maden stoklarını arttırmak, bunun için gerekli önlemleri ve koşulları yaratmaktır. 

Merkantilistlerin çoğu başlıca zenginlik unsuru olarak altın ve gümüşü kabul etmişler ve yaşadıkları prensliklerin hazinelerine daha fazla altın ve gümüşün girmesini sağlayacak yolları araştırmışlardır. Merkantilistlerin biri, "kim ki paranın sahibidir, o istediği mala sahip olabilir" diyerek bu düşünce akımının temel inancını ortaya koymuştur. 

Merkantilist düşünürlere göre, prensliklerin zenginleşmesinin başında dış ticaret bilançolarının fazlalıkla bağlanması geliyordu. Ülkenin dışarıdan satın aldığı mallardan daha fazlasını satması ona, aradaki farkı altın ve gümüş olarak tahsil etmek, yani ülkeyi zenginleştirme olanağı sağlayacaktır, deniliyordu. Ayrıca, ülkede altın ve gümüş madeni varsa, bunların bulunup işlenmesi, yoksa bunlara sahip ülkelerin fethi öneriliyordu. Dış ticaret bilançosunun fazlalıkla bağlanabilmesi için de, dışsatımın (ihracatın) desteklenmesi, dışalımdan (ithalattan) koruyucu gümrük resimleri alınması, hammadde dışsatımından çok nihai (mamul) ürün dışsatımına önem verilmesi, ticaret filosunun geliştirilmesi, özel ticarî ilişkiler sağlayan ticaret anlaşmalarının yapılması gereklidir. 

Merkantilizm ülkeden ülkeye fark göstermekle birlikte, her yerde ulusçu ve müdahalecidir. Ülkelere göre Menkantilizmi inceleyecek olursak; 

1— İspanyol Merkantilizmi 

İspanyol merkantilizmine külçecilik de (bülyonist veya metalist) denir. Merkantilizmin ilkel ve kaba bir şeklidir. İspanya, Amerika'daki sömürgelerinden altın ve gümüş gelmeye başlayınca, bu ülkenin refahını sağlamak üzere bu öğreti, kamu otoritelerinin İspanya'dan değerli madenlerin çıkışını yasaklamalarını ve ülkeye yeniden altın ve gümüş getirilmesini sağlamalarını yeterli saymıştır. Yani altın ve gümüşün dışsatımı yasaklanacak, dışalımı özendirilecekti. Bu, ticaret dengesinin artı durumda olması (fazlalık göstermesi) demekti. İspanya'dan dışarı mal satanlar, satışlarının karşılığını altın ve gümüş olarak getirmek zorunda idiler. Dışarıdan mal alanlar (ithalatçılar) ise, getirdikleri malların bedelini İspanyol malı dışsatımında bulunarak ödeyeceklerdi. Öte yandan, İspanyol Merkantilistlere göre; altın ve gümüş, ülkede faiz oranını yükseltip yabancı paralan çekmek, sonra bu paraların çıkışını önlemek amacıyla paraların ayarını bozmakla biriktirilebilinir. 

2—Fransız Merkantilizmi 

XVII. yüzyıl Avrupa'sında, merkantilizmi en etkili biçimde uygulayan ülkelerden biri de Fransa'dır. Fransız merkantilizminin özelliği, sanayici ve devletçi oluşudur. Bu düşünceye göre; devlet, sınai üretimi planlı ve sürekli olarak özendirmelidir. Amaç, dış ülkelere yapılan satışları çoğaltmaktır. Bunların altınla ödetilmesi değerli maden stokunu arttıracaktır. 

Fransız merkantilizmine gerçek kişiliğini verenler farklı görüşlere sahiptirler: Jean Bodin serbest değişime (mübadeleye), Colbert sanayiye, Sully tarıma taraftar idiler. 

Fransa'da merkantilist akımın ünlü öncüsü, XIV. Louis'in ekonomi bakanı olan Jean Colbert (1619-1683)'dir. Ortaya koyduğu öğretinin adı ise "Colbertism"dir. Colbert içeride sınai üretimi, vergi bağışıklıkları ve yardımlarla özendirir. Bu özendirme dışa satılan mallar içindir. Ücretler ve fiyatlar saptanır. Malların üstün kalitede olması için üretim düzenlenir. Ulaştırmanın geliştirilmesi devlet müdahalesini gerektirir.

Gümrük yasaları (mevzuat) koruyucudur. Dışalım vergileri ise yüksektir. Fransız sanayisinin hammadde gereksinmeleri kolayca karşılansın diye bunların dışalımı serbesttir. Tarım mallarının dışsatımı ise yasaktır. Bunlar bu nedenle ucuza satılır. Fransız sanayisi hammadde gereksinmesini böylelikle kolayca ve ucuza sağlar. Besin maddelerine konulan dışsatım yasağı ise, emekçilerin yaşam koşullarını kolaylaştırır. İşçi ücretlerinin yükselmesi böylelikle önlenmiş olur. Bu da, ülke sanayiinin yabancı sanayiye rekabet etmesine olanak sağlar.

3—İngiliz Merkantilizmi 

İngiliz merkantilistleri daha çok deniz ticaret filosunun gelişmesi üzerinde durmuşlar, zenginliğin kaynağını orada görmüşlerdir. Dış ticaret açığının kapatılması için bundan faydalanılacaktır. Alacak kalıntısı (artığı) altın ve gümüşle ödetilir. Demek ki yalnız dış ticaret dengesi değil, ödemeler dengesi de göz önünde bulundurulmakta, dış ticaret açığı deniz ticaret filosunun kazançlarıyla kapatıldıktan sonra ülkeye altın ve gümüş girmesi sağlanmaktadır. 

İngiltere'de merkantilist önlemlerden ilk yararlanan sanayi dalının pamuklu dokumacılığın olduğu görülmektedir. Keza eskiden dışsatımı yapılan yünün 16. yüzyıldan itibaren İngiltere'de dışsatımı yasaklanmıştır. Buna karşılık pamuklu dışsatım nihai (mamul) madde olduğu için özellikle özendirilmiştir. Diğer ünlü bir Önlem ise Cromvvell'in "Deniz Nakliyesi Kanunudur. (Navigation Act-1651). Bu yasa özellikle Hollandalı tüccarların aracılığını Önlemek amacı ile çıkartılmış ve deniz aşırı ülkeler arasındaki ticarette taşıma tekelini ingiliz gemilerine vermiştir. Buna göre; 

—Avrupa kökenli malların İngiltere'ye ithalinde yalnız İngiliz gemileri veya malın üretildiği ülkenin bandırasını taşıyan gemiler kullanılabilir.

—Avrupa dışı ülkelerden ithal edilen mallar yalnız İngiliz gemilerinde taşınabilir.

—İngiliz sahillerinde balıkçılık yapmak ve kabotaj hakkı, yalnız İngiliz gemilerine aittir.

—İngiliz sömürge politikası da İngiliz Merkantilizminin bir parçasıdır. İngiltere, gereksinme duyduğu gıda maddeleriyle ilk maddeleri (hammadde) sömürgelerinden getirir, onlara da sanayinin 

ürünlerini satardı. Bu ticaret, ingiliz gemileriyle yürütülür, sömürgelerde anavatanla rekabete girişecek sanayi kuruluşlarına izin verilmezdi. İngiltere, merkantilist politikası nedeniyle dünya piyasasına uzun bir süre egemen olmuştur. 

4— Alman Merkantilizmi (Kameralisme) 

Alman merkantilizmine Kameralizm denir. Almanca'da prensin hazinesinin korunduğu yere Kamera deniliyordu. Prenslere ait mülklerin ve gelirlerin yönetim politikası ise Kameralizm adını taşımaktadır. Başlangıçta kameralistler, hukuku, ekonomiyi ve siyaseti ilgilendiren konuların öğretimi ile uğraşmışlar, sonra kendilerini daha çok ekonomik ve politik kuramlara vermişlerdir. 

Kameralizmin esasları şöyle özetlenebilir: Değerli madenlere kameralistler de önem verirler. Belirli bir ekonomi politikası uygulamak üzere devletin ekonomik hayata karışmasını isterler. Alman sanayiini geliştirmek üzere devlet, koruyucu bir politika izlemeli, nüfusun artmasını özendirmelidir. Uluslararası ticaretten ziyade, Alman sanayiinin ve Almanya içinde ticaretin gelişmesine önem verilmesi gerekir.

 

 

Anasayfa - İktisat - Makale - Ekonomi - Borsa - İstatistik - Türkiye Ekonomisi - Ekonomi Sözlüğü - Gizlilik Politikası

Sağlık Bilgileri