Türkiye Ekonomisi

Dünya Ekonomisi

Osmanlı Ekonomisi

Finansal Ekonomi

İşletme Ekonomisi

Hizmet Ekonomisi

Kalkınma Ekonomisi

Tarım Ekonomisi

Borsa ve Yatırım

Ekonomi Sözlüğü

Ekonomi Ders Notları

Ekonomi Düşünürleri

Genel Ekonomi Soruları

Özel İstatistik Arşivi

Özel İktisat Konuları

Açık Öğretim İktisat

Ekonomi Kurumları

Kamu Yönetimi

Kamu (Devlet) Maliyesi

Sigortacılık Konuları

Türkiye İktisat Tarihi

Yeraltı Ekonomisi

Kredi Kartı Piyasası

Gelişmekte Olan Ülkeler

Finansal Piyasalar

Kent Ekonomisi

Liberalizm

Forex Piyasaları

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Türkiye’nin Fiziki Coğrafi Özellikleri 

Morfolojik Özellikleri 

Avrupa Kıtasında Trakya Yarımadası, Asya Kıtasında Anadolu Yarımadası üzerinde yer alan ülkemiz hem bir Avrupa ülkesi hemde bir Asya ülkesidir. Asya ve Avrupa Kıtalarının birbirleriyle en fazla yakınlaştığı Çanakkale ve İstanbul Boğazlarına hakim olan Türkiye farklı medeniyetleri buluşturan bir köprü konumundadır. Kısacası sahip olduğu konum itibarı ile Asya, Afrika ve Avrupa kıtalarının merkezinde yer alan Türkiye son derece jeostratejik bir öneme sahiptir. 

Türkiyenin coğrafyası

Kuzey yarım Küre’de yer alan ülkemiz 36-42 kuzey enlemleri ile 26-45 doğu boylamları arasında yer almaktadır. 36 kuzey enlemi ile 42 kuzey enlemi arasında yer alan ülkemizin yüzölçümü 8.14.578 km²’dir. Türkiye’nin; batısında Bulgaristan,Yunanistan doğusunda Gürcistan, Ermenistan, Nahcıvan, İran ve Irak güneyinde ise Suriye yer almaktadır. Ortalama yükseltisi (1132) fazla olan Türkiye’nin yeryüzü şekilleri dağlık ve engebelidir.

Türkiyenin coğrafyası konu anlatımı

Ülkemizde dağların uzanış doğrultuları genel olarak doğu-batı doğrultuludur. Türkiye’de Ege Bölgesinde dağlar denize dik uzanırken, Akdeniz ve Karadeniz Bölgesinde paralel uzanmaktadır. Bu nedenle Ege Bölgesinde doğal koy, körfez çokça bulunurken Akdeniz ve Karadeniz Bölgesinde falez oluşumu fazladır.Yine Akdeniz ve Karadeniz Bölgesinde kıyı kesimi ile iç kesimler arasında iklim farklılıkları görülmekte ve kıyı ile iç kesim arasında ulaşım zor sağlanmaktadır. 

Ülkemiz Alp-Himalaya dağ sistemi içersinde yer almaktadır. Bundan dolayı ülkemizde tüm jeolojik devirlere ait yeryüzü şekillerine rastlamak mümkündür. Kısa mesafelerde büyük farkların görüldüğü ülkemiz oldukça engebeli bir görünüme sahiptir. Türkiye bu özelliğini 3. Jeolojik zamanda doğu Avrupa platformu ile güneyde Afrika ve Arabistan platformlarının birbirlerine yakınlaşması sonucu almıştır. 

Ülkemizde kuzey ve güneyde uzanan sıra dağların doğuda birleşerek bir bütün haline gelmesi neticesinde yükselti değerleri batıdan doğuya doğru gidildikçe artar. Yine Arabistan Levhasının bu bölgeyi sıkıştırması-itelemesi sonucu bölge bir bütün halinde yükselmektedir. Ortalama yükseltisi fazla olan Türkiye’de dağ sıraları Ege bölgesi hariç kuzeyde Karadeniz’e ve güneyde Akdeniz’e paralel uzanmaktadırlar. Kuzey ve Güneyde kıyıya paralel uzanan dağlar bu bölgedeki kıyıların girinti ve çıkıntının az sade bir özellik kazanmasına neden olmaktadır. Bu dağ sıraları kuzeyde; Kuzey Anadolu dağları ve güneyde ise Toros dağlarıdır.

Türkiyenin fiziksel özellikleri

10-15 milyon yıldan beri epirojenik karakterli Post Alpin tektonik hareketlere bağlı olarak, Anadolu yarımadasının batı ve orta kısmı devamlı yükselmektedir. Diğer taraftan Akdeniz ve Karadeniz çanaklaşma alanları da çökmektedirler. Kubbeleşmekte olan Anadolu yarımadası ile komşu çanaklaşma sahaları arsında fleksür ve fay zonları bulunmaktadır.Ülkemizde ana hatları ile iki adet fay kuşağı bulunmaktadır. Bunlar Kuzey Anadolu Fay Kuşağı (KAF) ve Doğu Anadolu Fay Kuşağı (DAF) olarak adlandırılmaktadır. Kuzey Anadolu Fay Kuşağı Saroz körfezinden başlayarak Marmara denizi, İzmit Körfezi, Adapazarı, Düzce, Bolu, Gerede, Merzifon, Erbaa, Niksar ve Kelkit vadisinden geçerek Erzincan Karlıova’da son bulmaktadır. Doğu Anadolu Fay Kuşağının kabaca geçtiği coğrafi bölgeler incelendiğinde; Afrika içlerinden Kızıl denizi takip eden büyük kırık hattı Şeria vadisi boyunca devam ederek Hatay’dan ülkemiz sınırlarına dahil olmaktadır. Hatay’dan sonra Kahraman Maraş, Adıyaman, Bingöl üzerinden devam ederek Erzincan Karlıova’da Kuzey Anadolu Fay Kuşağı ile birleşmektedir. Ülkemizde kubbeleşmeye örnek olarak kuzey Anadolu dağlarıyla, Toros dağları gösterilebilir. Çanaklaşmaya örnek olarak İç Anadolu verilebilir. Türkiye’de üçüncü zamanın sonuna ve dördüncü zamanın başına ait genç volkan konileri ve örtüleri geniş yer tutmaktadır. Bu dağlarımıza örnek olarak Ağrı Dağı, Tendürek Dağı ve Nemrut Dağı verilebilir. 

Yakın jeolojik devirlerde sayısız kırıklara maruz kalmış Anadolu yarımadası; Akdeniz deprem kuşağı üzerinde yer alır. Zaman zaman şiddetli depremlere maruz kalan ülkemizde batı, kuzey ve doğu Anadolu’nun genç kırıklarla sınırlanmış olan çöküntü havzaları başlıca deprem bölgeleridir. Ülkemizde birçoğunun tektonik karakter gösterdiği İç Anadolu ovaları akarsuların taşıdığı alüvyonlarla doldurulmuş ve düzeltilmiştir. Bitki örtüsünün cılız olduğu bu bölge şiddetli erozyonlarla tahribata maruz kalmıştır. İç Anadolu Bölgesi’nde, Yukarı Kızılırmak Bölümü üzerinden Doğu Anadolu Bölgesi’ne geçilmektedir. Doğu Anadolu Bölgesi 2000 m yükseklikteki ovalarıyla (Erzurum ovası 2000 m, Yüksekova 2200 m) ve bunları çevreleyen yüksek dağ sıralarından (ortalama yükseklikleri 3000 m’nin üzerinde) oluşmaktadır. Bir kısmı volkanik kökenli bu dağ kütleleri akarsular tarafında derin vadilerle yarılmıştır. 

Ülkemizde kuzey ve güney kıyı dağları Karadeniz ve Akdeniz çanakları arasında yükselmiş birer duvar görünümündedir. Akarsuların taşıdığı alüvyonlarla kıyılarda bir çok delta ovalarına rastlanır. Güneyde Ceyhan ve Seyhan’ın taşıdığı alüvyonlarla Çukurova, Göksu’nun ağzında Silifke ovası, kuzeyde ise Kızılırmak ağzında Bafra, Yeşilırmak ağzında ise Çarşamba delta ovaları bulunmaktadır. Akarsuların taşıdığı bu malzemeler Akdeniz ve Karadeniz çanaklaşma alanının batmasına Anadolu yarımadasının yükselmesine neden olmaktadır. Kıyıya paralel uzanan bu dağlar deniz etkisinin iç kesimlere kadar gelmesini engellemektedir. Ülkemizin kuzeybatısında ise durum değişmektedir. Marmara bölgesi içerisinde yer alan kuzeybatı bölümünde Uludağ, Yıldız dağları dışında belli başlı yükseltiler bulunmamaktadır. İç kuvvetlerin etkisiyle peneplenleşmeye maruz kalmış bu bölgede akarsu faaliyetleri eğim ve yükseltinin yetersiz olması sebebiyle cılız kalmaktadır. Bu bölgede Ergene ve Susurluk akarsuları geniş yataklar içinde menderesler çizerek akmaktadır. 

Ege bölgesinde doğu-batı doğrultusunda uzanan orta yükseklikteki dağlar kıyıya dik olarak uzanmaktadır. Faylara paralel uzanan çöküntü (grabenler) alanlarında ovalar bulunmaktadır. Çöküntü alanları arasında ise yükseltiler (horstlar) dağları oluşturmaktadır. Ege bölgesinde; Madra dağı ile Yund dağı arasında Bakırçay ovası, Boz dağ ile daha güneyde olan Aydın dağları arasında Küçük Menderes ovası bulunmaktadır. Aydın dağları ile Menteşe dağları arasında Büyük Menderes ovası yer almaktadır.

 

 

Anasayfa - İktisat - Makale - Ekonomi - Borsa - İstatistik - Türkiye Ekonomisi - Ekonomi Sözlüğü - Gizlilik Politikası

Sağlık Bilgileri