Türkiye Ekonomisi
Dünya Ekonomisi
Osmanlı Ekonomisi
Finansal Ekonomi
İşletme Ekonomisi
Hizmet Ekonomisi
Kalkınma Ekonomisi
Tarım Ekonomisi
Borsa ve Yatırım
Ekonomi Sözlüğü
Ekonomi Ders Notları
Ekonomi Düşünürleri
Genel Ekonomi Soruları
Özel İstatistik Arşivi
Özel İktisat Konuları
Açık Öğretim İktisat
Ekonomi Kurumları
Kamu Yönetimi
Kamu (Devlet) Maliyesi
Sigortacılık Konuları
Türkiye İktisat Tarihi
Yeraltı Ekonomisi

Kredi Kartı Piyasası

Gelişmekte Olan Ülkeler

Finansal Piyasalar

Kent Ekonomisi

Liberalizm
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Politika ve Hukuk'ta "Neo-Liberalizm" -Bir Deneme- 

Liberalizm Nedir 

Kaynak; Bakır Çağlar 

Başlarken: Liberizm, Liberalizm ve Neo-Liberalizm 

Giovanni Sartori, "Demokrasi Teorisine Geri Dönüş" başlıklı kitabında "Siyasal Libe­ralizm" ve "EkonomikLiberalizm'ln "fena su­retle karıştırıldığını ekonomik özgürlük ile siyasal özgürlük sorunlarını başka çerçevelere yerleştirilmesi için iki ayrı kod adının kullanıl­ması gerektiğini yazmıştı. 

"Batıda endüstriyel gelişme; serbest re­kabet, laissez faire ve Manschester okulunun kuramsal himayesinde ortaya çıkmıştı. Talihsiz­lik, yeniliğin, siyasal liberalizm değil ekonomik liberalizm olduğu bir dönemde "Liberalizm" adının konmuş olmasına rastlamış olmasıdır. Farklılaştırılmayan etiket (Liberalizm) siyasal bir çağrışım yapmaktan çok ekonomik bir çağ­rışım yapar olmuştur. Bugün de bir çok yazar klasik liberalizmden, "laissezfaire liberalizmi" (Liberizm) olarak söz eder; liberalizmi, ekonomik "Liberalizm" (Liberizm) ile karıştırır' 

Locke, Blackstone, Montesauieu, Madi-son laissez faire ekonomisi kuramcıları değillerdi. Onlara göre liberalizm demek; "Hukuk Devleti, Anayasal Devlet demekti ve özgürlük ekonomide serbest ticaret demek olmayıp, si yasal özgürlük demekti." Kısaca, Devlet baskı sından yurttaşı kurtarma ya da denetlenen ikt dar formülü, bir "Sivil Toplum" ideolojisi. 

Bugün "Post-Komünist Anayasalar"da da yeniden keşfedilen "Garantist felsefe, hu kuk Devleti ve Yargıçlar iktidarı ile şekilleniyor. 

Hegelci "etatiste" liberalizmden, Mac phersonuın marksist eleştiri getirdiği "Baskıcı Pazar Toplumu İdeolojisi "ne kadar geniş bu yelpazeyi kavrayan liberalizm nasıl sorgulana­bilir? Belki önce partilerle, sonra "Hukuk"\z. Hangi Partiler, hangi "Hukuk" ve hangi "Söylem"le? Yazının konusu bu; Dört Başlıkta, Başlık Bir İdeolojik Mekanlar ve Örgütlenmelerde Liberalizm: Sağ'ı ve Sol'u Liberalizmle Kurgulayarak Değiştirmek Avrupa'nın büyük siyasal akımları (libe­ral, muhafazakar, hıristiyan demokrat, sosya­list) iç sınırları sürekli hareket halindeki ide­olojik bir bütün meydana getiriyor. Siyasi libe­ralizmi, bu seyyaliyet içinde ve bugün bu me­kana eklenen yeni düşüncelerle düşünmek ge­rekir. Liberal akım, XLX. Yüzyıl ikinci yansının en dinamik ideolojik mekanı oldu ama; liberal partiler, programını ve sosyal tabanını yenile-yemediği ve iç bölünmelerini aşamadığı için. bugün ikincil durumda. 

Ancak, Portekiz ve İspanya'da atipik bir durum görülüyor. Ve bunun da ötesinde, Libe­ral Söylem başka ideolojik mekanları etkiliyor. "Üçüncü Yol" vak'asında görüldüğü gibi... Siyasal Liberalizmi sorgularken bu etkileri de not etmek gerekiyor. Bu notlar arasında İtalya ör­neği de var. (liberalizm kapitalizm) 

Siyasi liberalizmin Avrupa'da ideallerini paylaştığı program; Devlet ve dinin ayrılması,

ferdi hakların, öncelikle de   "Mülkiyet Hak savunulması,  parlamenter bir rejimin kurulması, liberal ihtilaller ile birlikte  birlikte ortaBu minimum program, "Orta burjuva-z/"nin programı ama, orta sınıflar dışındaki halk kesiminden de destek alıyor. Ancak Avru­pa'da bir yüzyıl boyunca anayasal-siyasal re-formları besleyen liberal düşünceler, Devletle­rin çoğunda örgütlü bir siyasal güç üretmiyor. Liberal düşünce başka örgütlerin dokusunda yaşıyor, Liberallerin (Whigs) en etkili yapı­lanması 1914 yılına kadar Büyük Britanya'da olmuştu. 

İspanya'da ve Portekiz'de, kısmen de olsa, demokrasiye geçişi yönlendiren liberal partiler oldu.

ispanya'da Adolfo Suarez'in liberal par­tiler ve ılımlı bölgesel partileri federalleştiren Merkez Birliği, politikayı, oyların %35'inden fazlasıyla etkilerken, yeni bir anayasa, politik, ekonomik, sosyal hayatı liberalleştiren yasalar­la, demokrasiye geçişi sağlamıştı. Ama parti içi fraksiyonlar parti yapısının sağlamlaştırması­nı engelledi ve "liberal" parti, fonksiyonunu sosyalist partiye bıraktı. 

Portekiz'de "Karanfiller İhtilali" etki­sinde "Sosyal-Demokrat" etiketini kullanan li­beraller, 1974-1976 yılları askeri rejiminden bugünün liberal-demokrasisine geçişi gerçek­leştirdi ve bugün Hıristiyan-Demokrat Parti'nin (CDS) denetimini ele geçiren katolik-muhafazakarlar karşısında üstünlüğünü kurdu. 

Fransa'da "Gaulliste Hareket "in mütasyonu sağ'ı; milliyetçilikten, orta sınıflara yöne­lik liberalizmden etkilenen yeni-muhafazakarcı politikalara götürdü;(Devletçiliği eleştiren, piyasa ekonomisi ve özelleştirmeleri savunan de Gaullelün siyasi eylemi sağ'ı, milli ve liberal eğilimli cumhuriyetçi politika etrafında bütünleştirmişti. RPR'm 1978 yılında, Avrupa Muha­fazakarlar Birliği ve Avrupa Demokratik Birliği'ne katılması bu ideolojik mütasyonu sembolleştirdi. 

İspanya'da da benzer bir gelişme görül­dü: Eski frankoculann kurduğu "Halk Birliği". Manuel Fraga İribarne başkanlığında, rejimin, liberal demokrasiye geçişinin partizanı oldu. 

İtalya'da elli yıl önce Kurucu Meclis, italyan Cumhuriyeti Anayasası'nı onaylamıştı. Mecliste Anayasal gök kuşağı temsil edilmişti; antifaşist ve antimonarşistlerce. 

"Gerçek Sağ", 1969'dan 1987 yılına ka­dar Giorgin Almirante'nin yönettiği neofaşist MSİ'de cismanileşti, "Sağ", demokratik nasyo­nal gelişmenin ortada görünmeyeni oldu. 

MSl'nin mütasyonu, kompleks bir siyasi senaryonun yeniliği; MSl'nin Ulusal Birliğe dö­nüşmesi, Gianfranco Fini yeni örgütü tanım­larken, "neo-faşist" değil, "postfaşlstiz" demiş­ti. 

Fini'nin projesi, büyük Liberal bir kitle Partisi'ne geçişi hazırlamak oldu. Bu geçişin prensipleri, Ulusal Birliğin 1998 yılı Verona "Programatik Konferansı"nda kondu. 

Massimo D'Alema'nın "Demokratik so­lun partisi'hin, "İtalyan Komünist Partisi'hin 1991 yılında feshedilmesi ertesinde, "Yeni Sol'u yapılandırma projesi karşısında, Gian­franco Fini Ulusal Birliğe "Yeni Sağ'ı" kurma önerisini getirdi. (liberalizm sosyalizm) 

Alman seçimleri ertesinde Avnıpa Birliği'nin onbeş üyesinin onbirinde sol çoğunluk­lu hükümetler iktidarda ve bugün liberal "Sol", Liberal "Sosyal Avrupa'yı tasarlıyor. 1999 Ha­ziranında yapılacak Avrupa seçimlerine sosya­listler ortak bir yasama programı ile girecek. Rudolf Scharping'in başkanlığında 1992'de ku­rulan "Avrupa Sosyalistleri Partisi" (PSEJnin Bildirgesi bu programın ilk çekirdeği. bu ilk taslak, düzenlenecek bit dizi kol-lokyumda geliştirilecek. Fransa Başbakanı Li-onel jospin, 3 Ekim'de düzenlenen ilk kollokyumda Amsterdam Sözleşmesi'nin onaylanmasından önce Sosyal Avnıpa düşüncesinin diriltilmesini, Avrupa kumrularının reformunu iste­mişti. "Programatik bir blok çerçevesinde dü­şünce çoğunluğu oluşturma" projesi, sosyalist harekete yeni bir "Siyasi Arz"getirecek. 

Locke'suz, Blackstone'suz, Montesquieu'süz, Madison'suz Türkiye'de durum ne?

1987 genel seçimlerinde ANAP ile DYP'nin oylarının toplamı yüzde 55.4'tü. Bu oran 1991'de yüzde 51,2'ye düştü: 1995 seçim­lerinde iki parti oyların sadece yüzde 38,8'ini alabildi. 

"Merkez-sağ" olarak nitelendirilen blok'u blok yapan, hak ve özgürlükler ve de­mokrasinin güçlendirilmesi yani Siyasal libe­ralizm yerine, Ekonomik liberalizm ortak pro­jesi. DSP "Azınlık Hükümetinde gösterge, uz­laşmacı "İskandinav Modeli" değil, "Sol"un krizi; Türkiye'de politika "Güller Dalgasının dışında. 

DYP, ilk yapılanma biçimi ile gelenek­sel DP kadrolarını devşiren bir parti. DYP do­ku yapısıyla tek adam yönetimine açık. Parti­li/yandaşları kırsal kitleler, köylüler ve küçük esnaftı. Büyük kente göç kırsalı boşaltırken, kentsel dokuda varoşlar radikal siyasetlere yö­neldi. Büyük kentlerin varoşları siyasal islamla, milliyetçilik arasında paylaşıldı. DYP si­yasi proje üretme yeteneğini yitirdi. Büyük ser­mayenin ANAP'la, Islami sermayenin  RP-FP'yle, orta kesimlerin ANAP-FP ekseniyle bü­tünleştiği bir çevrede, DYP'nin kentlerde geri­lemeye devam ederken kırsal kesimde hâlâ gücünü koruduğu varsayılıyor. 

Bugün, Özal'ın "dört eğilimi birleştir­me" projesi ile varoşlara yönelen ANAP, Yıl­maz döneminde şehirli liberal kesime mesaj ileten "alaturka" bir "Burjuva Parti" 1998 yılında yapılan TÜSES araştırması verilerine göre yandaş oranı artan tek parti ise MHP.

FP ise, Katı kitle partileri ya da Bütünleş­tirme partileri örneklerinde görüldüğü gibi, üyelerini "beşikten mezara " çevresi içine alarak sosyal ve politik anlamda kapanırken, bir karşı-toplum "Sosyalgeto Partisi" (Sozialghetto Partei) ne dönüşmekte. Kısaca, dağınık merkez, solun krizi, politikanın radikalleşmesi ve gelolaşması; Liberalizmle kavranamayan "Cumhuriyet'in sonuçları 

Türkiye'de siyasi topografyanın fay hat­tı, Liberal Avrupa demokrasilerinden farklı. Bu fay hattının izlerini "Avrupa Konseyi İzleme Komitesi" rapor taslağında okumak mümkün. 

"Avrupa Konseyi İzleme Komitesi"nin, sosyalist gnıptan Macar asıllı Andras Barsony ve Hıristiyan Demokrat Avusturyalı Walter Schwimmer'e hazırlattığı rapor, Avrupa Konse­yi Parlamenterler Meclisi'nde tartışıldı. (liberalizm wikipedia) 

Raporda, 1982 Anayasası'nın Devletle kişi arasında otoriter bir ilişkinin devam etme­sine neden olduğu vurgulandı. İzleme Komite­si, Milli Güvenlik Kurulu'nu Devlet içinde Devlet olarak nitelendirdi ve bunu MGK'nın sa­dece güvenlik değil, aynı zamanda, ekonomi, eğitim, din konularında da görüş belirtmesine bağladı. 

Kaynak; Prof. Dr. Bakır Çağlar

 

 

Anasayfa - İktisat - Makale - Ekonomi - Borsa - İstatistik - Türkiye Ekonomisi - Ekonomi Sözlüğü - Türküler

Since 2005