Türkiye Ekonomisi
Dünya Ekonomisi
Osmanlı Ekonomisi
Finansal Ekonomi
İşletme Ekonomisi
Hizmet Ekonomisi
Kalkınma Ekonomisi
Tarım Ekonomisi
Borsa ve Yatırım
Ekonomi Sözlüğü
Ekonomi Ders Notları
Ekonomi Düşünürleri
Genel Ekonomi Soruları
Özel İstatistik Arşivi
Özel İktisat Konuları
Açık Öğretim İktisat
Ekonomi Kurumları
Kamu Yönetimi
Kamu (Devlet) Maliyesi
Sigortacılık Konuları
Türkiye İktisat Tarihi
Yeraltı Ekonomisi

Kredi Kartı Piyasası

Gelişmekte Olan Ülkeler

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Elektronik İletişimin Gelişmesi ve Bilgi Toplumu 

Toplumlar bazı karakteristik özelliklere sahip olmaları bakımından farklılıklara sahiptir. Bu farklılıklar ayrı mil­letler ve kültürler olarak karşımıza çıkar. İnsanlık alemi bu tür ayrı milletler ve kültürler tarafından oluşmuştur. Her millet, belli bir milletleşme sürecinden geçerek tari­hi ve kültürel kökler ve özellikler kazanır. Ortak birtakım değerler, eserler ve amaçlar etrafında bir sosyal bütünleş­me meydana getirir. Fakat insanlığın yaşamakta olduğu bazı ortak süreçler olduğu da bir gerçektir.. Bilimsel ve teknolojik gelişmeler bu anlamda her milleti etkileyen ve bazı ortak adlandırmalarla ifade edilen tarihi dönemleri ortaya çıkartır. Sanayi devrimi sonrası ortaya çıkan top­lumsal yapılara 'sanayi toplumu' dendiği gibi, yirmi birinci yüzyıla girdiğimiz bu son dönemlerde de bilgi iletişimin-deki hızlı gelişmelere dayalı olarak 'bilgi toplumu' ve 'bilgi çağı' isimlendirmeleri kullanılmaktadır. Bugünkü yaşan­makta olan süreçler insanlığın ortak birikimleri sonucu ortaya çıkmıştır. Toplumların bunlardan pay almaları ve etkilenmeleri doğaldır. 

İçinde yaşadığımız dünya ve yeni dönem, her alanda son derece hızlı bir dönüşümü yaşamaktadır. Sosyoloji­nin bir bilim olarak şekillendiği on dokuzuncu yüzyıl sa­nayi devrimi sonrasına benzer köklü bir toplumsal değiş­me süreci gözlenmektedir. Gelişmiş ülkelerin ürettikleri teknolojiler ve organizasyon sistemleri kendi toplumsal sistemlerinin randımanlı bir şekilde işlemesini sağlamaktadır. Günümüzün 'bilgi toplumu' ifadesine denk düşen toplumsal yapılar bu ülkelerde karşımıza çıkmaktadır. Bilgi toplumu olabilmek için önce bilginin öneminin ve işlevinin idrak edilmesi ve yapılan bütün uygulamaların bilgiye dayalı olarak yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu­nu yaparken de toplumu oluşturan bütün unsurların bir­biriyle koordineli bir şekilde olması beklenir. Bir geçiş dönemi olarak nitelenen bu süreçte bilgi toplumunun ge­rektirdiği yapısal değişiklikler sürekli oluşturulmaktadır. Bu hem teknolojik anlamda, hem ekonomik anlamda, hem de sosyal ve idari anlamda yaşanmaktadır. Bilgi çağı tamamen inşa edilmiş, bitmiş ve tamamlanmış değildir. Devam eden bir süreçtir. 

Bilgi toplumunu oluşturan bu yeni çağda yaşanan dönüşümün en önemli öğesini hiç şüphe yok ki elektro­nik sektörü oluşturmaktadır. Bugün eğitimden tıp ala­nına, beyaz eşya sektöründen savunmaya, hatta eğlence­ye değin günlük yaşantımızın hemen her alanında kul­lanılma özelliğine yol açan gelişmelerde elektronik ve te­lekomünikasyon teknolojilerinin gerek teknik gerekse ku­rumsal açıdan radikal yenilikçi ve yaygın uygulamaları önümüze çıkmaktadır. Bilgi ve telekomünikasyon tekno­lojisindeki gelişmelerin sosyal ve ekonomik hayata yoğun olarak yansıması yeni yapılanmaları da beraberinde getir­miştir. Yeni teknolojilerin yaygın iletişim ağı etkisi ile ye­ni pazar alanlarının yaratılmasına, mevcut piyasaların ge­nişlemesine, yeni hizmetlerin geliştirilmesine ve yeni mesleklerin ortaya çıkmasına yol açılmaktadır. Yeni tek­nolojik gelişmeler verim artışını, yepyeni ürün ve hizmet­lerin kısa sürede kullanıma sunulmasını da beraberinde getirmektedir. Üretilen yeni teknolojik araç ve gereçlerin kullanılması da aynı dinamikliği gerektirmektedir, tekno­lojik gelişmenin dinamikliğine, mutlaka bunu kullanan insanlar da ayak uydurmak zorundadır. Teknolojideki gelişmenin dinamiği de insan faktörüdür. Mevcut durumla yetinmeyen ve sürekli yeni şeyler arayan, çevresini soruş­turan ve etraflı şekilde düşünen insan, teknolojik ilerle­menin motoru durumundadır. 

Üretim yeteneklerinin önde gelen bir değer kabul edil­diği sanayi toplumu, bu süreç içinde bilgi ve iletişim tek­nolojileri temelinde yeniden biçimlenmekte ve "bilgi top­lumu" adı verilen nicel ve nitel dönüşüme uğramaktadır. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler, telekomü­nikasyon alanındaki yenilikler ve özellikle de internet aracılığıyla, her türlü bilginin daha hızlı ve daha ucuz ola­rak iletilmesi imkanını sağlamaktadır. Böylece bilgi ileti­minin geçmişe oranla çok daha kolay ve hızlı olduğu bir dünya ortaya çıkmıştır. Sanayi devriminin olmasında ve sanayi toplumunun ortaya çıkmasında ve gelişip kökleş­mesinde itici rol oynayan teknoloji, buhar makinasıdır. Buhar makinası insanın fiziki gücünü artırmış ve giderek kas gücünün yerini alarak maddi üretimin hem hacmini, hem de niteliğini değiştirmiştir. Bilişim teknolojilerinin ortaya çıkıp hızla gelişmesi de benzer bir etkiyi yeni top­lumda oluşturmuştur. Bilgi Çağında işletmeler işlerini görebilmek için büyük ölçüde bilişim teknolojisine muh­taçtırlar. Yani bilgi toplumunda bilgisayar kullanımı son derece yaygındır. Bilgi Çağında, bir çok mal ve hizmet bi­lişim teknolojisiyle iç içe geçmiş durumdadır. (Akın 1999) Bilgi toplumunda itici rol oynayan teknoloji bilgisayar teknolojisidir. Bilgisayar teknolojisi, insanoğlunun düşünce gücünü artırmaya ve belki de bazı alanlarda onun yerine geçmeye aday bir teknolojidir. Ünlü iletişimci Marshal McLuhan'a göre, tarih boyunca ortaya çıkan çe­şitli teknolojiler, şu veya bu biçimde bir organımızın uzantısı olarak yorumlanabilmekte idi; buna karşılık elektronik teknolojisindeki gelişmeler sayesinde, tarihte ilk defa insanın en önemli organı olan beyni, bir uzantıya kavuşmuş olmaktadır. (Çoban 1996: 11) 

Bir çok yönden sanayi toplumundan farklılık gösteren bu yeni toplumu tanımlayabilmek için İkinci Dünya Sa­vaşı sonrasında yaygın olarak kullanılan Sanayi Toplumu yerine çok sayıda kavram ortaya atılmıştır. Söz konusu dönem, yukarıda ifade edildiği gibi farklı sosyal bilimciler tarafından "Postmodern Dönem", "Sanayi Sonrası Top­lum", "Bilgi Toplumu", "Kapitalist Ötesi Toplum", "Tek-nokratik Çağ" veya "Bilişim Toplumu" gibi oldukça fazla isimle anılmıştır. Bu kavramlardan Daniel Bell tarafından 1970'lerde gelmekte olan toplumu tanımlamak için kul­lanılan "Sanayi Sonrası Toplum" ve Japon araştırmacılar ve özellikle Y. Masuda tarafından kullanılan "Enformas­yon Toplumu" yeni oluşan toplumun tanımlanmasında son zamanlarda daha fazla kabul görmüştür. Alvin Toff-ler'in üçüncü dalga olarak adlandırdığı bilgi çağı, yeni bir tarihsel evre olarak kendi özelliklerini bir anlamda yarat­maktadır. Sanayi çağı ve toplumundan tamamen bağım­sız olmamakla beraber bilgi çağının kendine ait özellikle­ri gittikçe artmaktadır. Bu evrede meydana gelen üretim biçimi farklılaşması ve yapısal değişimler, son derece önemli siyasi, hukuki, sosyal ve hatta ahlaki değişmelere yol açmaktadır. Tarım çağı toplumsal yapısı nasıl avcı top­layıcı  çağdan,  sanayii çağı toplumsal yapısı da tarım çağının yapısından farklı ise, bilgi çağının toplumsal ya­pısı da sanayi çağınınkinden çok farklı olacaktır. 

Günümüzde kara, deniz ve hava yolları dışında bilgi yollarının çok önemli hale geldiğini görüyoruz. Uydu tek­nolojisi ve elektronik sistemlerdeki gelişmelerin insanla­ra sunduğu imkanlar çerçevesinde çok geniş kapsamlı ve­rileri anında ulaştırmak mümkün hale gelmiştir. Bu ise bilgi toplumunun işleyişinin vazgeçilmez bir öğesi duru­mundadır. Çağdaş veri iletim teknolojisi bilginin kaynağı ile tüketici arasındaki uzaklığı önemsiz hale getirmiştir. Tüketici ile kaynak farklı kıtalarda olabilir; bilgi ise~sanki tüketicinin yanı başındaymışçasına çabuk ve kolayca su­nulabilmektedir. Bu teknolojiler sayesinde tek bir nokta­dan çok sayıda merkeze anında veri iletilebilmektedir. Bu­nun maliyeti de bu oranda düşük olmaktadır. Bilgi o ka­dar hızlı artmaktadır ki, bilgi toplumu olma aşamasında olduğumuz bu günlerde; herhangi bir bilgiye sahip olan her insanın, yaklaşık dört ya da beş yılda bir yeni bilgiler edinmek zorunda kalacağı, yoksa eskimiş biri sayılacağını varsaymak yerinde olacaktır. (Drucker 1994: 87) Aynı zaman­da bilginin yapısında da hızlı değişim vardır. Bugün emin olduğumuz şeyler, yarın saçma sayılabilecektir. 

Bilgi toplumunda, bilişim teknolojisi sayesinde bilgi üretimi ve iletimi önem kazanmaktadır. Bilgi toplumu­nun aşırı boyutlarda hızlanmasını ve kolaylaşmasını sağ­layan bu iletişim ağı alt yapısıdır. Toplumlar her türlü bil­gi alış verişini bu ağ sayesinde coğrafi ve siyasi sınırlar ötesinde gerçekleştirmektedir. Bireysel veya kurumsal araştırmacılar üretilen ve ağa açılan bütün bilgilere, araş­tırma merkezlerine, data-banklara ulaşabilmektedirler. Kurulan telekomünikasyon alt yapısına bağlı internet ağı sayesinde ağ içindeki hemen hemen bütün noktalara anında ulaşarak faydalanabilmektedirler. Böylece, bilgi üretiminin; bilişim teknolojisi içinde gerçekleşmesi sağ­lanarak, fabrikaların yerini, bilişim teknolojisine dayalı, iletişim-ağ-sistemleri oluşturmaktadır. Bilgi toplumunda­ki hem üretim sürecinin hem de tüketim sürecinin en önemli girdisi olan bilişimsel bilgi, emek ve zekadır. (Er­kan 1997: 241) Bilgi toplumunun genel özellikleri bilişim teknolojisine dayalı olarak şekillenmektedir. Sanayi top­lumunda ön plana çıkan maddi ürünler yerine, bilgi top­lumunda bilişim teknolojisi sayesinde bilgi üretimi ve kullanımı değer kazanmıştır. Bilgi teknolojisinin üretimi olan bilişimsel bilgi, bilgisayar sistemleri içinde bilimsel yöntemler ve süreçler içinde işlenip elde edilen, bireysel keyfilik ve saptamalardan uzak, objektif bir içeriğe sahip­tir. Sanayi toplumunun pozitif biliminde "olmuş" olay­ların açıklaması yapılırken, bilgi toplumunun bilişim tek­nolojisi ile geleceğin öngörüsü içinde bilişimsel ve siste­matik bilgi üretilmektedir. Bilgi toplumunda bilginin te­mel özellikleri, sürekli üretilebilmesi ve artış göstermesi; iletişim ağları içinde taşınabilir; bölünebilir ve paylaşılabiîir olmasıdır. (Erkan: 1997, s.96).

Bilgi toplumunda karşımıza çıkan önemli değişiklikler sıralanacak olursa: bu yeni toplumda ekonomik yapıda köklü bir dönüşüm, yükselen yeni sınıflar, bilginin artan rolü, bilgi ve iletişim teknolojileri ile internetin toplum­sal sonuçları ve diğer değişiklikler sıralanabilir. (Bozkurt 2000a: 23-29) Kurulmakta olan bilgi toplumu hızlı ulaşım ve iletişim imkanlarına sahip olarak sürekli kendini yeni­leyebilen, problem çözebilen, açık etkileşimde bulunabi­len, katılımcı bir demokrasi uygulayabilen bir yapı ortaya çıkarmaktadır. Bilişim teknolojilerinin yaygın kullanımı sonucunda, sanayi toplumunda ön planda olan "maddi" ürünler yerine, bilgi ve hizmet üretimi değer kazanmaya başlamıştır. Bilgi toplumunda, bilişimsel ve sistematize bilgi ve teknolojinin kitlesel üretimi gerçekleştirilecektir. Bilgi sürekli üretilerek ve artarak yaygınlaşacak, iletişim ağları içinde kolay taşınabilir, bölünebilir ve paylaşılabilir olacak, her şeyden önce emek-sermaye-toprak kaynaklan yerine ikame edilebilecektir. (Erkan 1998: 96)

Masuda'ya göre bilgi toplumunun en belirgin özelliği, toplumun bilgisayara dayalı, enformasyon şebekeleri ile veri bankalarından oluşan kamu alt yapısına sahip ol­masıdır. Bunun yanı sıra bir zeka ve beyin gücü sağlaya­cak entelektüel sektör ve sivil toplum örgütlenmesine sa­hip çok merkezli bir toplumsal yapı, katılımcı demokrasinin hakim olduğu bir bilgi demokrasisi ve temel değer olarak maddi tatminin yerine amaçlara ulaşma yoluyla tatmin olan bir anlayış vardır. Bilgi toplumunun sanayi toplumundan farklılıkları üzerinde duran Masuda, bilgi toplumunda birtakım yapı değişmeleri olduğuna işaret etmektedir. Bu süreçte maddi mallar yerine, bilgi kul­lanılarak bilginin üretimi ön plana çıkmaktadır, bilişim teknolojisine dayalı olarak kullanıcının üretebildiği bilgi artmakta ve bilginin birikimi sağlanmaktadır. Birikmiş bilginin sinerjik etkisi, bilgi üretimi ve bilgiden yararlan­mayı daha da hızlandırmaktadır. Sonuçta ekonomik yapı, sanayi toplumunun mübadele ekonomisinden, bilgi top­lumunun sinerjik ekonomisine dönüşmektedir. (Masuda 1990: 5; Erkan 1998: 99) Bilgi toplumunda bilginin paylaşı­mından ortaya çıkacak sinerji, ekonomik ve sosyal fayda sağlayacaktır. Bilişimle ilgili alt yapı oluşturan kamu ku­ruluşları yanı sıra yeni organizasyonlar değer kazanacak­tır. Bireysel girişimlerin başarılı olması ve değer bulması mümkün olacak, böylece toplumsal gelişmeye yetenekli her bireyin gücü nispetinde katkısı olacaktır. 

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra, özellikle Sovyetler ta­rafından Sputnik'in uzaya atılmasıyla (1957) Sanayi Ça­ğına veda edilmiş, Bilgi Çağına geçilmiştir. Sputnik, yeni bir gelişimin başlangıç noktası kabul edilmiştir. İnsanlığı yeni bir evrene ulaştıran artık ideolojiler değil, bilgi ve onun biçimlendirdiği teknolojidir. Yetmiş yıl boyunca Marksist öğretinin alt yapı olarak belirlediği mülkiyet iliş­kileri yani şu hayat maddî nesneler, artık yerini bilgiye terk ediyordu. Böylece, bilim, teknolojiyi de yönlendir­mek suretiyle büyüme ve gelişmenin en yüksek noktası­na erişiyordu. D. Belle göre bilgi toplumunda ana kurum üniversite, akademik enstitüler ve araştırma merkezleri­dir. Ekonomik alan, bilime dayalı sektörlerdir. Ana kaynak, beşeri sermaye; en önemli siyasi problem ise bilim ve eğitim politikasıdır. (Bell 1973)

Sanayi sonrası toplum, profesyoneller, mühendisler, teknisyenler ve bilim adamlarının oluşturduğu hakim bir sınıf eşliğinde teorik bilginin merkezileşmesi ve ekono­mide hizmetlerin payının artması ile tanımlanmaktadır. Touraine ise yeni bürokratik ve uzman sınıfların ortaya çıkması, bilgi ve organizasyona dayalı yeni iş trendleri ve boş zaman faaliyetleri ile tanımlanan programlı bir top­lumdan söz etmektedir. (Akın 1999: 3) 

Sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçerken karşı­laşılan birtakım sorunlar ve yapısal değişimler gözlen­mektedir. Bilginin insan sağlığını koruma ve tedavi yön­temlerini geliştirme yolunda önemli bir mesafe kaydet­mesi sonucu insan ömrü bu dönemde uzamıştır. Nüfus artışı kitlesel ölümler savaşların artık olmaması ve yeter­li sağlık hizmetleri nedeniyle üst düzeydedir. Yalnız bu konuda başka bir paradoks da yaşanmaktadır. Bu artış ge­lişmiş ülkelerde az, geri kalmış ülkelerde daha fazladır. Haberleşme hizmetleri ve ulaşım imkanları gün geçtikçe armış ve insanlar bundan azami derecede faydalanmak­tadır. Pazarların ve üretim alanlarının küreselleşmesi se­bebiyle milli hükümetlerin ekonomi üzerindeki etkisi azalmıştır. Yeni teknolojilerin hızlı yayılmasından dolayı üretilen mal ve hizmetlerde kalite beklentisi artmış ve re­kabet zorlaşmıştır. Artık hiçbir üretici firma birtakım ya­sakların arkasına sığınamadan son gelişmelerin gereği neyse uygulama durumunda kalmaktadır. Çoğulculuk ve çeşitlilik artmış, insanların eşit şartlarda katılımları ön plana geçmiştir. Bireyin nitelikleri doğrultusunda değer kazanması sonucunda hiyerarşi azalmış, yaratıcılık ön plana çıkmıştır. Bilgi teknolojilerinin gerektirdiği zihinsel tasarım ürünleri öne çıkmış, zaten azalmış olan doğal kaynaklar geri planda kalmıştır. Bilgi toplumunun en önemli öğesi bu anlamda zihinsel üretkenliği yüksek, do­nanımlı ve nitelikli insan olmaktadır. 

Bilginin büyük oranda artması ve iletişim kanallarıyla piyasaya sürülmesi insanları böylesine büyük ölçekte üre­tilen bilgi arasında seçim yapma imkanı ve mecburiyetiy­le karşı karşıya bırakmaktadır. Bu olay insanlık tarihinde ilk olarak bireyleri bir bilgi denizine sürüklemiş ve konu­su ne olursa olsun onları bilgiyi seçmeye zorlamıştır. Bu anlamda yeni toplumu yaratacak gücün bilgi olduğu görülmektedir. Bu toplumdaki bireyler artık bilgiyi çabuk kazanan, onu iyi kullanan, uzmanlaşmış ve bilgi sahibi olarak güçlenmişlerdir. Sanayi toplumunun emek ve ser­maye önceliğinden bilgi önceliğine geçiş bir ara dönem olarak görülebilir. Ama bilginin daha da etkin hale gelme­si bu dönemde alınacak tavra bağlıdır. Gelecekteki toplu­mun nasıl bir şey olacağı bu geçiş dönemine gösterilecek tepkilere bağlıdır. (Drucker 1994: 29) Kesin olan şey, gelece­ği biçimlendirecek günlerin bugünler olduğudur çünkü, herkes bu girdaba kapılmış durumdadır. En büyük deği­şiklik bilgide olacaktır; bilginin şeklinde, kapsamında, an­lamında, sorumluluğunda ve eğitimli insan için taşıdığı önemde kendini gösterecektir. (Drucker 1994: 203) 

Bilgi, ekonomilerin en temel özelliği olarak sürükleyi­ci ve köklü değişimlere neden olabilen bir güçtür. Bilgi toplumu sosyoekonomik gelişme için bir çok değişikliğe neden olmaktadır: Çünkü bilgi her şeyi ikame etmekte­dir. Bilgi toplumuna dönüşüm süreci, sanayi toplumuna geçiş sürecine göre çok daha hızlı olmuştur. Bu hızlı geçi­şin nedeni, yeni teknolojilerin gelişme hızı ile insanların bu teknolojilere uyum esnekliğinin yüksekliğinden kay­naklanmaktadır. Yeni bir ekonomik gelişme dönemi de, bilgi teknolojisindeki gelişmeleri daha da hızlandırmıştır. Bu, dünyada yapısal bir değişim yaratmıştır. (Toffler ve Toff­ler 1995:35-40) Bilgi toplumunun ekonomik yapısı birtakım özellikleriyle sanayi toplumunda varolan yapıdan farklılık gösterir. Bunların başında sanayi toplumunun üretim un­surları toprak, emek, sermaye üzerinde işlerken, bilgi toplumunda özellikle bilgi ve bilgi süreçleridir. Sanayi toplumunun ekonomisi maddi varlıklara ve seri kitle üre­timine dayalı iken , bilgi toplumunda maddi olmayan varlıklar ile ürün esnekliği ve bireysellik ön plandadır. Bil­gi toplumu artık emek gücü yerine yaratıcı zihin gücünü, tam zamanlı çalışma yerine yarı zamanlı ve hatta evden çalışmayı, seyrek yenileşme yerine sürekli yenileşmeyi, dikey bürokratik organizasyon yerine yatay ve esnek de­ğişim mühendisliğini, iletişimde elektronik bilişim ağ­larını tercih etmektedir. (Akın 1999:) 

Bilgi toplumunda artık salt yönetim kavramı yerine yönetişim kavramı kullanılmaktadır. Bu yönetim mode­linde yönetici ve elemanları arasında gereksiz hiyerarşi yetine paylaşım vardır. Bu tür şirket yönetim modellerin­de başarıya ulaşmak için ön şart, yaratılan ve erişilen bil­giyi bütün şirket çalışanlarının kullanımına açmaktır. Bil­giye her düzeyde ve hızlıca erişebilen organizasyonlar , çalışanlara yeterli sorumluluk vererek, karar almada çok daha hızlı ve etkin olurlar. Her çalışanın kendini şirketin başarısından sorumlu hissetmesi, gerekli elektronik tartışma forumlarının yaratılması ile bireylerin yaratıcılık ve etkileşimli sorun çözme yeteneklerinin ön plana çıkması, organizasyon verimliliğini en üst düzeye çıkarır.

(Avrupa Birliği Yolunda Bilgi Toplumu ve e-Türkiye 2001: 32) 

Bilgi toplumunda yönetici, statüsünden kaynaklanan yetkiye dayanarak değil, doğru bilgiye dayanarak yetkisini yönet-tikleriyle paylaşmaktan korkmayan bir sistem bütünleşti-riciliği rolünü üstlenir. Yönetici bilgi toplumunda bir işi emir vermeden, bilgiye dayalı gereklilik olarak bir uzlaş­ma ve anlaşma içinde yaptırmayı hedefler. Kararlarını ko­nuyla ilgili uzmanlarına sorarak almaya özen gösterir. 

Elemanlarının katılımını azami derecede artırır ve güçle­rini işe vermeleri için onlara yeterince değer verir ve bu­nu hissettirir. Bilgi toplumundaki liderlik tipi Weber'in modernleşmenin gereği olarak gördüğü rasyonel liderlik tipi olacağını söyleyebiliriz. Bu anlamda bilgi toplumun­da öngörülen lider duygusal kararlardan uzak, kendisini merkez ve tek otorite olarak görmeyen, statükocu ve şabloncu olmayan bir karakter çizmelidir. Lider geleceğe iliş­kin net bir vizyonu olan, toplumla birlikte bu vizyonu paylaşan, toplumla görüş alış-verişinde bulunan, katılımı sağlayan, yönetenden ziyade yönlendiren bir portre­dir. Bilgi toplumunun liderliği ileriye bakan, çevre koşul­larını tarayan, rakipleri izleyen, yeni gelişen eğilimleri ve yeni fırsatları saptayarak krizlerden kaçınabilen liderlik olacaktır. Yirmi birinci yüzyıl liderleri; kaşif,maceraperest ve öncü olabilecek kişiler olarak tanımlanabilir. (Atik 1999: 

Sanayi sonrası ortaya çıkan bilgi toplumunun gerektir­diği yeni durumlar birbirini de etkilemektedir. Bu anlam­da hız ve değişme bu toplum modelinin en önemli özel­liklerinden birisi olduğu gözlenmektedir. Bunun için bil­gi toplumunun temel ihtiyaçlarından birisi, bu toplum içindeki bütün üyelerin öğrenmeyi öğrenmeleridir. Hızla değişmek, bilginin kendi doğasından kaynaklanan bir şey­dir. El becerileri çok yavaş değişir. Mezuniyetlerinin üze­rinden on yıl geçmiş olan mühendisler, eğer bilgilerini bu süre içinde tekrar tekrar tazelememişlerse, "eskimiş"duruma düşmüşlerdir bile. Aynı şey hekimler, hukukçular, öğretmenler, jeologlar, yöneticiler ve bilgisayar program­cıları için de geçerlidir. Üstelik, insanın seçebileceği bilgi­ye dayalı meslekler sınırsızdır. En uzun öğrenimi sağla­yan en iyi okul sisteminin bile öğrencileri bu seçim yol­larının hepsi için hazırlayabilmesi mümkün değildir. Böyle bir sistemin bütün yapabileceği, öğrencileri öğrenmeye hazırlamaktan ibarettir. Ticaret sonrası bilgi toplu­mu, öğrenmenin sürekli olduğu ve insanların ikinci mes­lekler edindiği toplum demektir (Drucker 1998: 238) 

Standartlaşma sanayi toplumunda kabul gören ve aynı kalıplarla çok üretim yapılabilen sistemlere imkan tanı­maktadır. Değişim hızı oldukça yavaştır ve sürekli tekrar­lanan işi sürdürmek uzun yılların tecrübesini kazanmış insanlar açısından son derece kolaydır. Bu insanlar artık konunun   tecrübeli   uzmanları   oldukları   için   kabul görürler ve yenileşmeye fazla sıcak bakmazlar. Organizas­yonların da yapıları şekillenmiş ve değişikliğe çok fazla ihtiyaç duymazlar. Halbuki bilgi toplumu, bilginin temel güç ve ana sermaye olduğu, ancak amaç değil araç oldu­ğu ve toplumsal yaşamın her aşamasını aydınlatan, yön­lendiren başlıca güç olduğu bir hayat biçimi, bir düşünce biçimidir. Bilgi toplumunun oluşabilmesi temelde "bilgi insanı" ve "bilgi organizasyonlarını, bu ise "öğrenen bi­rey" ve "öğrenen organizasyonları" gerektirir. Böylece bil­gi toplumunun temel karakteristiği de "öğrenen toplum" olarak şekillenmektedir (Fındıkçı 1999: 200).

Bilgi toplumunda yükselen değerler sürekli öğrenme, hızlı gelişme, birey olarak insanın ön plana çıkması, bil­giye dayalı organizasyonlar, öğrenen örgütler, nitelikli in­san v.b. sayılabilir. Maddi unsurların her şeyden önce gel­diği sanayi toplumlarında otomasyon ve standardizasyon insanın beyin gücüne fazla ihtiyaç duymuyordu. Dolayı­sıyla kendini sürekli yenilemesine ve değiştirmesine ge­rek yoktu. Sadece belli bir beyin takımı yönlendiriyor ve diğer insanlar monoton bir şekilde hayata katılıyorlardı. Halbuki bilgi toplumunda nitelikli, kendini sürekli yeni­leyebilen ve sürekli yaratıcılık içinde olan insan ön plana çıkmaktadır. Alvin Toffler in ifadesiyle "21. yüzyılın cahi­li, okuma yazma bilmeyen değil; eskiden öğrendiklerin­den gerektiğinde vazgeçemeyen ve yeniden öğrenemeyen olacaktır." Öğrenmenin sürekliliğini sağlayabilmenin yol­ları bu dönemde daha çok aranmaktadır. Artık bilgi ez­berleyen değil, bilgiye nasıl ulaşacağını öğrenen insan de­ğer kazanmaktadır. Bilginin gerçek bir sermaye ve zengin­lik yaratan başlıca kaynak olduğunu gören ve kabul eden toplumlar ivedilikle eğitim anlayışlarını ve sistemlerini de değiştirmek zorunda kalmaktadırlar. Bilişim teknoloji­si hem okul, hem de diğer imkanlarla insanların ihtiyaç duydukları eğitimi almalarında etkin olarak kullanılmak­tadır. Bilgisayar ve internet destekli uzaktan interaktif eğitim çalışmaları hızlanarak devam etmektedir. Yeni top­lumun insan ihtiyacı bu çerçevede aktif, yaratıcı ve kendi­ni yenileyebilen özelliklere sahip olmalıdır. Bilgi toplu­munda daha az sayıda, bilgili ve nitelikli, yüksek öğretim görmüş "toplam kalite ilkesine göre yönetilen işyerlerin­deki bilgili işçilerin, üretimin her kademesinde inisiyatif kullanmaları ve sadece söyleneni yapan değil, aktif olarak üretime katılan" insan profiline ihtiyaç duyulmaktadır (Gürüz ve diğerleri, 1994, s.33).

 

 

Anasayfa - İktisat - Makale - Ekonomi - Borsa - İstatistik - Türkiye Ekonomisi - Ekonomi Sözlüğü

Since 2005