Türkiye Ekonomisi
Dünya Ekonomisi
Osmanlı Ekonomisi
Finansal Ekonomi
İşletme Ekonomisi
Hizmet Ekonomisi
Kalkınma Ekonomisi
Tarım Ekonomisi
Borsa ve Yatırım
Ekonomi Sözlüğü
Ekonomi Ders Notları
Ekonomi Düşünürleri
Genel Ekonomi Soruları
Özel İstatistik Arşivi
Özel İktisat Konuları
Açık Öğretim İktisat
Ekonomi Kurumları
Kamu Yönetimi
Kamu (Devlet) Maliyesi
Sigortacılık Konuları
Türkiye İktisat Tarihi
Yeraltı Ekonomisi

Kredi Kartı Piyasası

Gelişmekte Olan Ülkeler

Finansal Piyasalar
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Finansal Pazarlar 

Finansal Pazar Türleri 

Finansal pazarları, bu pazarlarda el değiştiren fonların istemde bulunanlarda kalış sürelerine göre sınıflandırmak gelenekleşmiştir. Bu sınıflandırmaya göre fınansal pazarlar "Para Pazarları" ve "Sermaye Pazarları" olarak ikiye ayrılmaktadır.Para pazarları kısa süreli-genellikle bir yıla kadar süreli- fonların el değiştirdiği pazarlardır. Sermaye pazarları ise uzun süreli ve devamlı fonların sunu ve istemlerinin karşılaştığı pazarlar olarak nitelendirilmektedirler. 

Finansal pazarları resmi bir pazar yerinin olup olmamasına göre de sınıflandırmak olanaklıdır. Bu kıstasa göre finansal pazarlar "Organize Finansal Pazarlar" ve "Serbest Finansal Pazarlar" olarak ikiye ayrılırlar. Organize finansal pazarlar devletin daha sıkı denetim ve gözetimi altında çalışırlarken, serbest finansal pazarlarda bu denetim ve gözetim biraz daha az etkili olabilmektedir. 

Para pazarlarının organize pazar kesiminin en önemli kuruluşları "Ticaret Bankaları", sermaye pazarlarının organize pazar kesiminin tek kuruluşu ise "Menkul Kıymetler Borsası"dır.

Gerek para pazarlarını gerek sermaye pazarlarını kendi içlerinde de çeşitli kıstaslara göre sınıflandırmak olanaklıdır. Burada, bu detaya girilmeyecek, ancak sermaye pazarlarının değişik kıstaslara göre sınıflandırılması konusuna ileride gene dönülecektir. 

Finansal Yatırım Araçları ve Karlı Yatırım Araçları 

Finansal pazarlara fon sunan özel ya da tüzel kişiler, kendi kullanım gereksinmeleri üstünde kalan fonları, bu fonlara gereksinme duyan kişilere pazarda belirlenen bir fiatla devretmekte ve belirli bir süre veya süresiz olarak bu fonlardan uzak kalmayı kabullenmektedir. Fon sunanlar diğer kişilere devrettikleri fonlarının karşılığında fon isteminde bulunanlardan bir belge almaktadırlar. Bu belgeye genel olarak "Menkul Kıymet " veya "Finansal Varlık" adı verilmektedir. Sermaye pazarlarında işlem gören finansal varlıklar "Pay Senedi" ve "Tahvil'dir. Bu iki araç dışında fonlara sahipliği belgeleyen belgeler de -doğal olarak-fınansal varlık sayılacaktır. "Melez Finansal Varlıklar" veya "Türev Finansal Varlıklar" olarak adlandırılan bu tür finansal varlıklar da sermaye pazarında alınıp satılırlar. Finansal varlık türleri ile ilgili daha geniş açıklama Kitabımızın daha sonraki bölümlerinde yapılacaktır. 

Finansal Pazar Aracıları 

Finansal pazarlara fon sunulması ve bu pazarlardan fon sağlanması genellikle aracılar aracılığı ile olur. Elinde kendi kullanımı dışında fazla fonlara sahip bir bireyin fon gereksinmesi içinde olan bir bireyle karşılaşarak alış verişte bulunması toplam pazar işlemleri içinde küçük bir hacim tutar. Bireylerin tasarruflarının tüketim açığı bulunan bireylere aktarılmasında büyük çapta finansal aracı kurumlar rol oynamaktadırlar. 

Daha önce de belirtildiği gibi, tasarrufların fon gereksinmesi duyan bireylere doğrudan aktarılması fon fazlası olan bireylerin finansal pazardan hiç bir aracı kullanmadan finansal varlık satın almaları ile gerçekleştirilir. Bu işlem, alıcı ve satıcının karşı karşıya gelmeleri ile tamamlanır. Genellikle taraflar doğrudan doğruya karşı karşıya gelemezler veya bu yolla alış veriş yapmanın önemli sakıncaları ortaya çıkar. Bu nedenlerle, alıcı ile satıcıyı karşı karşıya getiren bir aracı devreye girebilir. Bu aracı bir yatırım bankasıdır; bir bankerdir; ya da bir komisyoncudur. Ancak, burada konu edilen aracılık işlevi finansal varlıkların el değiştirmesi ile ilgilidir. 

Finansal pazarlarda asıl aracılık fonksiyonu tasarruf sahiplerinin tasarruf fonlarının uçtaki fon kullanıcılarına aktarılmasında ve tasarrufların şekillendirilmesinde kendisini göstermektedir. Bu aracılık görevi, aracı kurumların, finansal pazarlarda, kendileri tarafından çıkarılan finansal yatırım araçlarını satıp fon toplamaları ve daha sonra fon gereksinmesi duyan en uçtaki fon kullanıcılarının dolaşıma çıkardıkları finansal varlıkları satın alarak fonları onlara aktarmaları yolu ile görülür.2 Finansal Kurumlar olarak bilinen bu aracı kuruluşlar gerek para pazarlarında, gerek sermaye pazarlarında uğaşlarını sürdürmektedirler. Birey tasarruf ettiği fonlarını, eğer doğrudan reel yatırıma yöneltmeyecek veya sermaye ve/veya para pazarına doğrudan sunmayacak olursa, bu fonlarını mevduat toplayan bankalara mevduat yaparak, her türlü sigorta poliçesi (özellikle hayat) satın alarak, bir emeklilik veya yardımlaşma kurumuna girip prim ödeyerek yahut da bir yatırım ortaklığının pay senetlerini satın alarak, bu fonların finansal pazarlara sunulmasını sağlamış olur. Böylece finansal pazarlarda fon fazlası bulunan bireyler ile fon gereksinmesi duyan bireyler arasında bağ kurulur, aracılık görevi görülür. 

Pazar ekonomisinin geçerli olduğu kapitalist ülkelerde aracılık görevi gören finansal kurumlar ülkeden ülkeye farklılık göstermektedirler. Ancak, bütün ülkelerde ticaret bankaları, merkez bankaları, sigorta şirketleri, emeklilik ve yardımlaşma sandıkları, tasarruf banka ve sandıkları, kalkınma bankaları ve yatırım ortaklıkları bu aracılık fonksiyonunu yüklenmiş kurumlar olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Yukarıda sıraladığımız bu kurumların bir bölümü yalnızca para pazarlarında, bir bölümü ise sermaye pazarlarında görev yapmaktadırlar. 

Ancak, bir kısım fınansal kurumların para pazarlarında çalışması sermaye pazarı işlemleri yapmadıkları anlamına gelmez. Örneğin, ticaret bankalarının, para pazarlarının bir kurumu oldukları halde, sermaye pazarlarında da uğraşa girdikleri görülmektedir. 

Yurdumuzda fınansal kurumlar olarak özel ve kamu kuruluşu olan ticaret bankalarını, Türkiye Sınai Kalkınma Bankasını, Devlet Yatırım Bankasını, Sınai Yatırım ve Kredi Bankasını, sigorta şirketlerini, özel ve kamu kuruluşu olan emeklilik ve yardımlaşma sandıklarını çok az sayıda yatırım ortaklıklarını görmekteyiz. 1981'de çıkarılmış Sermaye Piyasası Kanununa göre Yatırım fonlarının kurulmasına izin verildikten sonra, birçok ticaret bankası çeşitli yatırım fonları kurarak çalıştırmaya başlamışlardır. Burada şu noktayı vurgulamakta yarar vardır ki, yurdumuzda sermaye pazarlarının gereken işlerliği henüz kazanamamış olması ve endüstrileşme sürecinde henüz çok ortaklı büyük sermaye şirketlerinin çok sayıda kurulup çalışmalarına olanak sağlayıcı bir noktaya gelinmemiş bulunulması nedenleri ile, özellikle emeklilik ve yardımlaşma sandıkları finansal pazarlara fon sunan kuruluşlar olmaktan çok yatırımcı (reel varlık yatırımcısı-girişimci) kuruluşlar olarak işlevde bulunagelmişlerdir. Ancak son yıllarda bu durum, adı geçen kurumların portföy oluşturmaya kaymaları ve reel aktif yatırımlarını tasfiye etmeye başlamaları ile değişme sürecine girmiştir.

Finansal Pazarların Ekonomideki Yeri ve Önemi 

Yukarıda da belirtildiği gibi finansal pazarlar fon sunu ve istemlerinin karşılaşması ve fonların el değiştirmesi ile var olurlar. Bu nedenle fınansal pazarların varlığı, bir ekonomide gelir fazlası fonlara sahip kişilerle, gelir açığı olan kişilerin varlığına bağlıdır. 

Bir ülke ekonomisinin belirli bir canlılık kazanması ve sanayileşme sürecinde alınan yol, o ülkede gelir açığı olan ekonomik birimlerin sayıca artmasına neden olur ve aynı zamanda açığın büyümesi sonucunu getirir. Sanayileşmemiş tarım ve ticaret ekonomilerinde firmaların fon gereksinmeleri sınırlıdır ve bu gereksinme genellikle girişimci tarafından sağlanan öz kaynak fonları ile karşılanır veya para pazarından sağlanan kısa süreli fonlar yeterli olabilir. Fakat ekonomik gelişme ilerledikçe bir taraftan yatırımcı ekonomik ünitelerin (firmaların) boyutları büyür ve buna bağlı olarak fon gereksinmeleri için kısa süreli kaynaklar ve girişimcilerin kendi öz kaynakları yetersiz hale gelir, diğer taraftan ise kişisel gelirin artması sonucu kişilerin bir dönemde elde ettikleri gelirler o dönem harcamalarının üzerinde oluşmaya başlar. Tasarrufların oluşturduğu fon fazlaları, çoğunlukla, tasarrufçular tarafından reel yatırımlara tahsis edilmeyeceği, diğer bir deyimle, bu tasarruf üniteleri kendileri girişimci-yatırımcılar olarak ekonomik girişimde bulunmayacakları için, finansal pazarlara akabilecek bir fon birikimi oluşur. 

Finansal pazarlar, bütün kurumlan ve araçları ile birlikte hür pazar ekonomisinde, fon sunu ve isteminin karşılaşması ve fon akışının gerçekleşmesinde hayati bir rol oynamaktadırlar. Bu pazarların bütün kurumları ile birlikte etkin bir işleyiş içinde olmaları tasarrufların etkin kullanımına yardımcı olarak ekonomik uğraşların etkinliğini arttırma ve tasarrufları özendirme yönünde büyük yararlar sağlar. Finansal pazarların işlerlik kazanmadığı, bu pazarların sağlıklı işleyişi için gerekli hukuksal ve ekonomik önlemlerin alınmadığı bir ülkede hızlı ve sağlıklı kalkınmayı gerçekleştirmek oldukça zordur. 

Finansal Pazarlar; 

a. Tasarrufu özendirmek ve arttırmak, böylece sermaye birikimi sağlamak 

b.  Ülke fonlarının etkin kullanımını olanaklı kılmak 

gibi iki önemli görevi yerine getirmektedirler. Yukarıda da değinildiği üzere reel aktif yatırımları için fon istemi olmaksızın tasarrufun var olması beklenemez, Finansal pazarlar fon gereksinmelerinin karşılanabilme olasılığını arttırdıkları için yatırımcıları kendi tasarrufları üzerinde yatırım yapmaya özendirirler ve bir fon isteminin var olması ve fonların finansal pazarlar aracılığı ile verimli yatırımlara tahsisinin olanaklı bulunması bireylerin tasarruf eğilimleri üzerine olumlu etkiler yapar. Keza yaygın ve işlek bir pazar fon istem ve sunusunun en etkin bir biçimde karşılaşmasını sağlar. Tasarruf fonlarının verimli reel varlık yatırımları için kullanılma olasılığı artar, bu durum sonuçta hızlı ve sağlıklı bir ekonomik büyümenin gerçekleştirilmesi demektir.

Pazar ekonomisinin var olduğu kapitalist ekonomilerde finansal pazarlar ekonominin vazgeçilmez bir unsurudur. Finansal pazarların, ülke ekonomisine yararlı olabilmeleri için politik, ekonomik ve psikolojik ortamın elverişli olması ön şarttır. Bu nedenle devlet organlarının uygulaya geldikleri politikaların finansal pazarlara zarar vermeyecek nitelikte olması, ekonomik canlılığın ve büyümenin temelini oluşturur. 

Ayrıca fınansal pazarlar bir bütün oldukları ve ancak bütün pazar kesimleri, fınansal varlıklar ve aracı kurumları ile sağlıklı bir yapıya sahip olabilecekleri için, pazar kesimlerinden bir ikisinin gelişememesi veya yatırım araçlarının yetersiz kalması, son olarak da fınansal aracı kurumların yetkin olmaması fınansal pazarların ekonomik etkinliğini azaltır. Keza, fon fazlası olup da bu fonlarını fınansal pazarlara, özellikle sermaye pazarlarına, sunacak yatırımcıların, gerektiğince rasyonel davranabilmeleri, analizler için gerekli sağlıklı bilgilere sahip olabilmeleri ve bu bilgileri değerlerken sermaye pazarında uzmanlaşmış bireylerden, çok ucuz maliyetle danışmanlık alabilmeleri, fınansal pazarların rasyonel işleyişine büyük katkılarda bulunur.

 

 

Anasayfa - İktisat - Makale - Ekonomi - Borsa - İstatistik - Türkiye Ekonomisi - Ekonomi Sözlüğü - Türküler

Since 2005