Türkiye Ekonomisi
Dünya Ekonomisi
Osmanlı Ekonomisi
Finansal Ekonomi
İşletme Ekonomisi
Hizmet Ekonomisi
Kalkınma Ekonomisi
Tarım Ekonomisi
Borsa ve Yatırım
Ekonomi Sözlüğü
Ekonomi Ders Notları
Ekonomi Düşünürleri
Genel Ekonomi Soruları
Özel İstatistik Arşivi
Özel İktisat Konuları
Açık Öğretim İktisat
Ekonomi Kurumları
Kamu Yönetimi
Kamu (Devlet) Maliyesi
Sigortacılık Konuları
Türkiye İktisat Tarihi
Yeraltı Ekonomisi

Kredi Kartı Piyasası

Gelişmekte Olan Ülkeler

Finansal Piyasalar

Kent Ekonomisi

Liberalizm

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Kara Para Aklama Süreci ve Aşamaları 

Karaparanın aklama sürecine sokulması, bir gölete atılan taş gibidir. Taşın suya vurduğu görülür. Çünkü su sıçrar, batmaya başladıkça suyun yüzeyinde halka halka dalgacıklar olur ve birkaç saniye için de olsa taşın suya düştüğü nokta hala görülebilir. Ama taş derinlere battıkça dalgalan­malar biter. Taş dibe ulaştığında ise, izleri çoktan silinmiş hatta kendisi bulunması imkansız hale gelmiştir. 

Bir karapara aklama işleminde dört ana amaç bulunur.

İlk olarak, paranın gerçek sahibi ve kaynağı gizlenmelidir. İkincisi paranın şekli değiştirilmelidir. 20 dolarlık banknotlar halinde 5 milyon dolar oldukça dikkat çekicidir. Bu durumda şeklin değişmesi miktarın azalması anlamına gelir. Üçüncü olarak, bu işlemle ilgili iz ve ipuçları or­tadan kaldırılmalıdır. Eğer suçla mücadele birimleri paranın izini sürebi­liyor, başlangıçtan sona kadar izleyebiliyorsa, karapara aklama işlemi amacına ulaşmaz. Son olarak, karapara sürekli kontrol altında tutulmalı­dır. Aksi halde, aklama işlemine karışan kimseler, sahibinin yasal olarak hak iddia edemeyeceğini bildikleri için parayı kendileri sahiplenebilirler. 

Uzmanlara göre, karapara aklama genellikle üç temel ve dinamik a-şamadan oluşmaktadır.

BM uzmanlarına göre bunlar; ilk olarak, fonları suç kaynağından a-yırma, ikinci olarak araştırmaları başarısızlığa uğratmak için suç delilleri­ni gizleme ve son olarak, ekonomik ve coğrafi kaynağını gizledikten sonra paranın suçlulara geri dönmesi aşamalarıdır. 

İlk olarak ABD gümrük görevlileri tarafından geliştirilen ve FATF uzmanlarının da benimsediği klasik modele göre ise; İlk olarak, "yerleştirme" (placement) olarak adlandırılan, nakit parayı normal malî ve eko­nomik dolaşım içine sokmak ya da yurtdışına transfer etmekten ibaret ön yıkama. Daha sonra, çeşitli finansal işlemlerle fonların kaynağını birbirine karıştırarak, karaparanın kaynağı suçun izini silmeye yarayan "yıkama" ya da "ayırma", (layering) Son olarak ise, aklanan meblağlara yasal bir kaynağın görüntüsünü verdikten sonra risksiz olarak kullanmak için te­miz ve vergilendirilmiş bir gelir biçiminde piyasaya sürmekten ibaret, yeniden devretme ya da "bütünleştirme" (integration) aşaması. Bu tarif de, BM'inkine benzemekle birlikte daha çok kabul görmüştür. 

Bu üç aşama, birbirinden ayrı zamanlarda cereyan edebileceği gibi, çoğu defa özellikle aklamaya konu değerlerin "büyüklüğüne ve öncül suç failleri ve aklayıcıların ellerindeki vasıtaların karmaşıklığına göre, içice geçebilir. Diğer bir ifadeyle, aşamanın seçimi mümkün aklama mekaniz­malarına ve olaya dahil suç örgütünün ihtiyaçlarına bağlı olmaktadır. Ge­nel olarak açıklayacağımız karapara aklamanın üç aşamasının amacı, hem paranın yasadışı kaynağını gizlemek ve hem de işlem yapanların gerçek kimliklerinin açığa çıkmasını engellemektir. 

Aklama teriminin kökeni hakkındaki görüşlerden birinin, karaparanın aklanması işleminin çamaşır yıkamaya benzetilmesi olduğu­nu belirtmiştik. Bu benzetmeye göre karapara aklamanın aşamaları: ma­kineye atma (yerleştirme ya da ön yıkama), makinede yıkanma (ayırma ya da yıkama), -sıkma (bütünleştirme ya da yeniden devreye sokma) olarak özetlenebilir. Söz konusu aşamaları ayrı ayrı ele alırsak. 

A.Yerleştirme (ön yıkama) 

Karapara aklama işleminin en görünür, dolayısıyla, suçlular açısın­dan en zor bölümü, soruşturma makamları için ise en kolay aşamasıdır. "Dönüştürme" de denilen bu aşamada, doğrudan yasa dışı işlerden elde edilen çoğunlukla büyük tutarlardaki nakit paraların yasal ekonomi içine sokulması, karaparanın şeklinin dönüştürülmesi ve fonların kaynağından coğrafi olarak uzaklaştırılması sözkonusudur. Bu durumda, karapara genellikle suç faaliyetinin gerçekleştiği yere yakın bölgelerde, hatta her zaman olmasa bile, elde edildiği ülkede işleme tabi tutulur. 

Bu evrede, genellikle suçlunun amacı suçtan elde ettiği kazancı nakit formundan kurtarmaktır. Zira, günümüzde çek, kredi kartı ve diğer nakit olmayan araçlar sıklıkla kullanıldığından, büyük miktardaki nakit para dikkati çekecektir. Bunun için ya klasik finans kuruluşları kullanılır; Ör­neğin mevduat hesabı açılır, anonim tahviller ve döviz alınır, gazinolar yoluyla uluslararası havale yapılır, ya da çamaşırhaneler, barlar, restoran­lar, oteller gibi nakit paraların döndüğü sektörler ile ikinci el malların alım satımının ya da değerli metal ve mücevherat ticaretinin yapıldığı piyasalar kullanılır. Ayrıca, pahalı lüks mallar satın alınıp bunlar tekrar elden çıkarılabilir. Özellikle, sanat eserleri, mücevherler, antika, pahalı arabalar alınabilir. Bu arada, gayri menkule yatırım yapılabilir. Örneğin boğazda bir yalı satın alıp belirli bir süre sonra, çok yüksek değerden satı­şı gösterilebilir. Eğlence ve turizm sektöründen, özellikle kumardan büyük ölçüde para kazanılmış gibi gösterecek işlemler (kumarhane fişleri alınması gibi) yapılabilir. Suçlunun kendisi ve güvendiği aile üyelerine tek tek hayat sigortası yaptırılabilir. 

Finans kurumları söz konusu olduğunda, bu nakit para banka mev­duat hesaplarının yanı sıra, ödeme emirleri veya elektronik transferlerle malî sisteme girmektedir. Örneğin, karapara yurt içinde veya yurt dışında bir bankaya yatırılır. Yurt içindeki bir bankadan yurtdışındaki bir banka­ya gönderilir. Bir bankaya yatırılıp kredi kartı kullanımı şeklinde kullanı­lır.

Ağır malî ve ekonomik suçlarda ise, suç gelirlerinin çoğu nakit for­munda elde edilmediğinden, yerleştirme aşamasından geçirilmek zorunda kalmadan doğrudan ekonomik dolaşım içinde aklanmaktadır. Örneğin, büyük ölçüde suç örgütleri tarafından ihtilas yoluyla kaçırılan Avrupa Birliği sübvansiyonları, doğrudan, çekler ya da banka virmanları ile hayali şirketlere ödenmektedir. 

Bazı karapara aklama yöntemleri de, yerleştirme aşamasını gerek­tirmemektedir. 

Belçika Malî İstihbarat Birimi (CTIF)'nin istatistiklerine göre; Karapara aklama şüphesiyle savcılıklara iletilen dosyaların 1999'da %83,2'si; 2000'de %75,9'u,2001'de ise, %69'u bu aşamaya ilişkindir. 

B.Ayırma (yıkama) 

Bu aşamada, fonun kaynağının kara olduğunu gizlemek yani yasa dışı kazancı kaynağından ayırmak amacıyla ve karapara sahiplerinin gerçek kimliklerini gizlemek suretiyle, sıklık, hacim ve karmaşıklık açısından yasal işlemlere benzeyen bir dizi malî işlem yapılmaktadır. İşlem hacimle­rinin ve niteliklerinin takip edilebilme riskini en aza indirme amacıyla, mümkün olduğu kadar hızlı biçimde, çok fazla işlem yapılmasına özen gösterilir. Diğer bir anlatımla, karmaşık malî işlemler kullanılarak dene­tim mekanizması aşılmaya çalışılır. Gerçekten birçok işlemden sonra, so­ruşturmacı malî dolaşımın hareket noktasını gözden kaybeder. 

Bu aşama karışık bir bankacılık bürokrasisi gerektirmektedir. Küçük miktarlara bölünen para dünya bankacılık sistemine bir kere girdikten sonra bankadan bankaya, ülkeden ülkeye aktarılmaya faşlar. Kuşku u-yandırmamak için banka ya da ülkelerin her birinde kısa sürelerle tutulur ve bazen de bu süreç içinde diğer miktarlarla birleşerek katlanır. Bundan dolayı, bu aşama katmanlama olarak da adlandırılır. 

Bu evrede, aklayıcı, ülke dışı bir finansal merkezi ya da büyük bir bölgesel, hatta uluslararası boyutta bir mali merkezi -kısacası uygun mali ve ticari altyapıya sahip herhangi bir yeri- seçebilir. 

Bu aşamada, suçluların en fazla tercih ettikleri metotlar, havaleler ya da çekler yardımıyla ulusal ve uluslararası ödemeler, elektronik fon trans­ferleridir.

Bu safhada, bankalararası hesap hareketlerini hızlandırmak ve para­ları kaynağından mümkün olan en etkili şekilde ayırmak için, en karmaşık teknik vasıtalar kullanılmakta, özellikle, kısa adı SWIFT olan " Dünya Bankalar arası Malî İletişim Sistemi" nden faydalanılmaktadır. 

SWIFT mesajlar üzerindeki bazı kodlar işlemin niteliğini belirlemek­tedir: "MT 100's", ya da "MT 200's" para transferlerini belirtmektedir. "MT 700's" belgeli bir kredinin göstergesidir. Mesaj, tarih, döviz, paranın tutar ve de kaynağını yani işlem sahibi ve lehtarm adreslerini kapsar. 

Sistemde gizli olan bir şey yoktur. Ancak çok hızlı hareket eden bu paraya yetişmek ve hesapla ilgili sınırlı izler bırakan bir "SWIFT" mesajı deşifre edebilmek çok zordur. Aynı amaçla, söz konusu sistem dışında, ABD'deki en önemli uluslararası elektronik fon transfer sistemi olan CHIPS" sistemi (33 ülkede 132 üyesi mevcut) gibi başka araçlar da kulla­nılabilir.

Ayırma tekniği sayesinde, yüzlerce hesap üzerine yayılan ve bölünen fonlar, daha sonra onları yönlendiren örgütlerin arzusuna göre tam bir özgürlükle kullanabilecekleri, belirli bankalar grubu üzerinde yeniden bir araya getirilebilir.

Yine bu aşamada, düzenli biçimde, bir ya da birden fazla danışıklı (muvazaalı) şirketler ve söz konusu kişilerin kimliklerini gizlemek için sundukları güvence ve imkanlar nedeniyle, "offshore" fınans merkezleri sıkça kullanılır. 

Belçika Malî İstihbarat Birimi (CTIF)'nin istatistiklerine göre; Karapara aklama şüphesiyle savcılıklara iletilen dosyaların 1999'da %15'3 ü; 2000'de %20'8'i, 2001'de ise, %27 si bu aşamaya ilişkindir. 

C.Bütünleşme( Sıkma) 

Karaparanın aklanmasının bu son aşamasında: para yasal ekonomi içinde yeniden kullanılmakta ya da yatırıma tâbi tutulmaktadır. Artık kaynağı büyük ölçüde gizlenmiş olan para yasal işlere, gayri menkule, tahvile ve bonoya yatırılmakta ve böylece aklanan paralar yasal fonlarla karışmaktadır. 

Bu aşamada, karapara aklayıcı parayı normal ticarî para olarak yasal ekonomiye sokar. Böylece bir sanat eseri satılır, bir yaşam sigortası poli­çesi, bedeli verilip geri alınır, yurtdışında bir bankadaki fonlar, yasal bir fınans bürosundan büyük tutarlı bir kredi almak için teminat olarak kul­lanılır, bir ticarî işletmeye ortak olunur. 

Karaparanın gazino işlemleri aracılığıyla aklanması, karapara konularak şirket sermayesinin arttırılması bu aşamaya uygun düşmektedir.

Bütünleşme aşamasında, kirli paraya yasal bir görünüm, diğer bir i-fadeyle yasal bir kimlik kazandırılmaktadır. Aklanan paralar ekonominin içine yeniden sokulduğundan, ticarî bir işin normal gelirleri gibi görüne­rek, yeniden bankacılık sistemiyle bütünleşmektedir. Böylece, bu para sistemle bütünleşerek, yasal fonlardan farklı olan yönlerinden armdırıl-maktadır. Görüldüğü üzere, bu son aşamada artık, daha önceki iki aşama geçildiği için paranın elde edildiği kaynağa ilişkin sorulabilecek muhtemel bir soruya verilecek yasal bir cevap artık vardır. Zaten, böyle bir sorunun sorulmasını gerektirmeyecek normal bir işlem görüntüsü elde edilmiş olmaktadır. 

Bu aşamada, eğer karapara istikrarsız ekonomilerde ya da çok az ya­tırım imkanı sunan yerlerde elde edilmiş ise, aklayıcı aklanan fonları baş­ka yerlerde yatırım yapmaya karar verebilir. 

Belçika Malî İstihbarat Birimi (CTIF)'nin istatistiklerine göre; Karapara aklama şüphesiyle savcılıklara iletilen dosyaların 2001'de % 6'si bu aşamaya ilişkindir.

 

 

Anasayfa - İktisat - Makale - Ekonomi - Borsa - İstatistik - Türkiye Ekonomisi - Ekonomi Sözlüğü

Since 2005