Türkiye Ekonomisi
Dünya Ekonomisi
Osmanlı Ekonomisi
Finansal Ekonomi
İşletme Ekonomisi
Hizmet Ekonomisi
Kalkınma Ekonomisi
Tarım Ekonomisi
Borsa ve Yatırım
Ekonomi Sözlüğü
Ekonomi Ders Notları
Ekonomi Düşünürleri
Genel Ekonomi Soruları
Özel İstatistik Arşivi
Özel İktisat Konuları
Açık Öğretim İktisat
Ekonomi Kurumları
Kamu Yönetimi
Kamu (Devlet) Maliyesi
Sigortacılık Konuları
Türkiye İktisat Tarihi
Yeraltı Ekonomisi

Kredi Kartı Piyasası

Gelişmekte Olan Ülkeler

Finansal Piyasalar

Kent Ekonomisi

Liberalizm

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Makedonya 

Erdoğan Saraç 

Türkiye Cumhuriyeti ziyaretlerimde ve özellikle konuşmacı olarak katıldığım panel­lerde görebildiğim kadarıyla Makedonya Cum­huriyeti ile ilgili ana vatanımızda büyük bir boşluk gözükmektedir. Evlad-ı Fatihan yadiga­rı olan Makedonya Cumhuriyetini daha iyi ta­nıtmak amacıyla bu yazımda Makedonyanın tarihine ve bugünkü durumlarına değinece­ğim 

Balkan Yarımadasının güneyinde yer alan Makedonya Cumhuriyeti, doğuda Bulga­ristan, Batıda Arnavutluk, güneyde Yunanistan ve kuzeyde Sırbistan ile sınırlanmaktadır. Bu bölgenin tarih boyunca etnik yapısı ve coğrafi hudutları defalarca tartışılmıştır. Onlar devamlı çelişki içerdikleri için hiçbir zaman belli olma­mıştır.

67.741 km" bir alanı kapsayan Make­donya bölgesi, İkinci Balkan Savaşından sonra imzalanan Bükreş Anlaşması ile (10 Ağustos 1913) Osmanlı Türk İmparatorluğundan alına­rak Sırbistan, Bulgaristan, Yunanistan ve Arna-vutluk'a verilmiştir. Makedonyanın, Sırbistana verilen 25.713 km" lik kesimi I. ve II. Dünya Savaşı arasındaki dönemde Sırbistanın bir eya­leti idi. tkinci Dünya Savaşından sonraki dö­nemde Federal Yugoslavya çatısı altında Ma­kedonya Cumhuriyeti olarak yer almıştır. An­cak 1990 da başlayan Sosyalist Federal Yugos­lavya'nın tasfiyesi ile, 8 Eylül 1991 yılında ter­tiplediği referandumla kendi tam bağımsızlığı­nı ve Federal Yugoslavya'dan aynldığını ilan etti. Bu referanduma Makedonya Cumhuriyetinde yaşayan Türk topluluğu, Makedonyayı kendi vatanı ve devleti olduğu bilincinden ha­reket ederek Türk Demokratik Birliği'nin çağ­rısı üzerine %999'luk oranla bağımsız ve ege­men Makedonya için oylarını verdiler. 8 Nisan 1993'te Birleşmiş Milletler teşkilatına Eski Yu­goslavya Cumhuriyeti, Makedonya adı ile alın­mış ve tanınmıştır. Bugün 43 devlet tarafından tanınmış ve diplomatik ilişkiler kurmuştur. AT üyeleri (Yunanistan hariç) tarafından tanınmış, konsolosluk veya büyükelçilik düzeyinde dip­lomatik ilişkiler kurulmuştur. 

Makedonya tarihi bir sahadır. Bu saha­da tarihi boyunca büyük göç hareketleri yapıl­mıştır. M.S. IV. yüzyılın ikinci yarısından itiba­ren Türk boylan olan Hunlar, Avarlar, Bulgar­lar, Oğuzlar, Peçenek ve Kumanlar bölgeden geçtiler, Yunanistanın Mora Yarımadasının en güney noktasına kadar indiler. Türk devletleri ve İmparatorlukları kurarak gelip geçtikleri ve yerleştikleri yerlerde izler bıraktılar. 

1292 den başlıyarak, Batı Anadoludan Rumeli'ne geçiş yapmaya başlayan Selçuklu ve Osmanlı Türkleri 1308-1310/11 yılları ara­sında Yunanistan'ın Epir, Tesaliya ve Ege ada­larını fethettiler. 1331 de 70 gemiyle Anadolu­dan Selanike varan yeni bir Türk dalgası Var-dar (Gostivar kentine 4 km yakın) ırmağının kaynadığı yere kadar yayıldı. 

Bugün bu yerlerde yaşayan Türkler, söz konusu olan Türklerin torunlarıdır. Osmanlı Türk Devleti, yeni fethedilen Balkan toprakla-nna, Batı ve Kuzey Anadolu'nun bazı yerlerin­den Türkler getirerek Makedonya bölgesinde Türk köyleri, kasabaları ve şehirleri kurdu. Söz konusu olan yıllarda Vardar vadisinde yaklaşık 240 Türk köyü ve kenti kurulmuş. Bu yerleşim yerleri XVI. yüzyıldan Balkan Savaş­larına kadar tamamen Türk kasaba ve kentle­riydiler. Türkler Balkan Yarımadasını ebedi bir vatan edinmek için haçlılara karşı asırlarca sü-ren mücadele vermişlerdir. Osmanlı Türk'ü Balkan'a ve Makedonya'ya geçici olarak yer-leşmedi. Balkanları'da anavatan olarak bildi ve her karış toprağı için beşbuçuk yüzyıl şehit verdi. Atalarımız bu geniş topraklarda yaşayan bütün unsurlara efendiliği, insanlığı, çalışkan­lığı, terbiyeyi, iyiyi, kötüyü, dürüstlüğü ve vic­danlı olmayı öğrettiler. Türkler Makedonya'da yerleştikleri her şehire, her kasabaya hatta kö­ye bile Türk kültürünü, örf' ve adetlerini, ma­nevi değerlerini getirip, yüksek adalet sayesin­de kökleştirdiler. Balkanlı ve Avrupalı unsurla­rın kültürlerine büyük etkiler yaptılar. Bu tesir­leri onların dillerinde, edebiyatlarında, folklor­larında mimari ve başka sanat eserlerinde bu­gün bile görmek mümkündür. 

Osmanlı Türk İmparatorluğu dönemin­de "Vilâyet-i Selâse" olarak adlandırılan Ma­kedonya bölgesinde yaşayan Türkler, adı ge­çen  bölgeye Slavlardan,  Arnavutlardan v.b. unsurlardan çok evvel yerleştiler. O yüzden Türkler bu bölgenin autohton milletidir. 1912 lere kadar o bölgenin ezici çoğunluğunu teşkil ediyorlardı. Bu dönemde Osmanlı Türk İmpa­ratorluğu çeşitli zorluklara ve ayaklanmalara karşı karşıya gelmiş ve Birinci Balkan savaşın­da Bulgar, Yunan, Sırp ve Karadağ kuvvetleri­nin istilasına uğrayan Makedonya, Türk ege­menliğinden 1912'de çıkmıştır. Bu dönem­de Türkler Devletin yıkılması tedirginliğini ya-şamaktadıydılar.    Özellikle    Makedonyadaki Türkler ocaklannı, topraklarını kaybetme teh-ditiyle karşı karşıya geldiler. Bu tehdit Balkan ve Birinci Dünya savaşı sırasında dile gelmiş­tir. Bu savaşlarda tüm hristiyan unsurlar Make-donyada, Trakyada v.b. yerlerde Türklere ve Türk olmayan unsurlara (müslümanlara) kor­kunç katliamlar yaptılar. Osmanlı Türk İmpa­ratorluğundan alınan bu bölgede söz konusu olan savaşlardan sonra da türlü yıldırma politi­kaları uygulanarak Türkleri Balkanlardan arıt­maya  gidilmiştir.  Birinci  Dünya  Savaşından sonraki dönemde Sırbistanın sınırları içersinde kalan Makedonya bölgesinde yaşayan Türkle­rin temel hak ve özgürlükleri alındı. Bu durum İkinci Dünya Savaşının başlamasına kadar de- vam etti.İkinci Dünya savaşma milli emansi- pasyon için katılan Makedonyadaki Türk insa-  nı savaştan sonra yine korkunç baskılarla karşı karşıya gelmiştir. Bugün, özellikle Doğu Ma- kedonyaya gitmiş olursanız Bulgar istilacısına karşı şehit düşmüş insanların %70'inin Türkle olduğunu duvarlara ve parklara asılmış anı levhalardan rahatlıkla görebilirsiniz. Makedon­ya denilen bu bağımsız ve egemen devletin hamurunda Türk kanı vardır ve Makedonya devletinin, Türkler hem kurucusu hem de ya­pıcı unsurudur. Veya başka bir deyimle biz, Makedonya Devletinin ortağıyız. Ancak savaş­tan hemen sonra komünist partizanlar da tüm bu katkılarımıza rağmen korkunç katliamlar yaptılar. Örneğin  15 Ocak  1945 yılında hiç mahkeme kararı çıkmadan ve yargılanmadan iki Türk Ali Recep Asan ve Seyfettin Nusret Bayazit (21 yaşında) Köprülüde kurşuna dizil­miş halen mezarlan bilinmemektedir. Bunların kurşuna dizilmelerıyle ilgili Makedonya Ko­münist Partisi Köprülü Belediye Komitesi üye­leri M. Slanev, Kamuran Tahir vb. olaydan ha­bersiz oldukları söyleniyor^. Bu olay bugüne kadar açıklığa kavuşmamıştır. (Kamuran Tahir hâla hayattadır ve Türkler arasında nifak to­humlarını sokmak için elinden geleni yapmak­tadır). Diğer bir örnek 1948/49 "Yücel" (Türk­lere ait dayanışma teşkilatı) teşkilatının mah­kemesi ile ilgilidir. Mahkeme kararıyla sözde rejime karşı eylemlerden dolayı 5 Türk aydını idama ve 19'u da ağır cezaya çarptırılmışlardır. İdama mahkum edilen Türkler zamanın en en-tellektüel   insanları   olarak   bilinmektedirler. Bunların mezarlan da bilinmiyor. Görebildiği­miz kadanyla 1941-45 savaşından sonra Fede­ral Yugoslavya ve Makedonya komünist idare­cileri burada yaşayan Türklerin milli ve mane­vi değerlerini imha etmeye veya eritmeye baş vurmuştur. Bu yıldırma politikalar yüzünden Türkleri çaresiz olarak ana vatana göçe zorla­maya başlamışlardır. 

1952 yılında Türkiye Cumhuriyeti ve Yugoslavya arasında imzalanan "Serbest Göç Andlaşması"ndan faydalanarak, komünist Ma­kedonya idarecileri Türklere türlü ekonomik, sosyal ve siyasal baskı yaparak Türkiye Cum­huriyetine göçe zorladılar. İşte bu olaylardan sonra ana vatana göçler kitleler halinde başla­mıştır. Bu göçler Makedonya Türklerine büyük darbe indirmiştir. Göçlerle ilgili rakamlara oelince, bu rakamların kaynaktan kaynağa çok farklı olduğu göze çarpmaktadır. Bu yüz­den göçleri ele almak için 1953 den 1994 e ka­dar yapılan nüfus sayımlarına bir göz atmak is­tiyorum. Post komünist devletlerinde etnik ya­pıyla ilgili istatistik rakamlarının pek güvenilir olmadığı bilinmektedir. 

Makedonya İstatistik Kurumundan veri­len bu çizelgeye göre 1953 ile 1961 yılı nüfus sayımlarına bakarsanız 72.457 Türkün göç et­tiğini göreceksiniz. Fakat araştırmacı Dr. Lazar Lazarov'a göre yalnız 1956 yılının sonuna kadar 150.000 Türk "gönüllü " göç etmiştir de­nilmektedir. Buna benzer daha birkaç kaynak gösterebiliriz ve bu konuyla ilgili rakamların nekadar güvenilir olmadığını d.d. Makedonya İstatistik Kurumuna inanmak mümkün olma­dığını anlayabiliriz. Diğer yandan 1991 ile 1994 nüfus sayımları arasında Türklerle ilgili çok farklı rakamlar ortaya çıkmaktadır. Örne­ğin: 1991 nüfus sayımına göre 97.416 Türk varken (1991 sayımlarını Arnavutlar boykot etmişlerdir.) Avrupa Konseyinin himayesi ve para desteği altında yapılan 20.6.1994 nüfus sayımında 81.615 Türk var gösterilmesi çok gülünçtür. Bu dönemde göçler en düşükken 3yıl içerisinde 15.801 Türkün nasıl "buharlaştı­ğını " anlamak mümkün değil. Yine aynı kay­nağa göre 81.615 Türkten 77.252 ülke içinde 4363 işçi olarak Makedonya dışında olduğu belirlenmiştir. 1991'e göre Üsküp'te 22970 Türk varken 1994'e göre 12639 gösterilmiştir. Üsküp'te 10331 Türkün azalışı ile ilgili maalesef bir açıklık getirilmemiştir. Türk De­mokratik Partisinin yaptığı araştırmalara göre Makedonyada 170.000'nin üzerinde Türk yaşa­dığı bilinmektedir. 

Tek düze döneminde Türk tarihi eser­lerini kâh kamulaştırma bahanesiyle kâh yıkıl­ma tehlikesine hükümetin "sessiz rızası" ile ta­rihi eserlerimize tahribatlar yapılmaktadır. 28 Ağustos 1992 ve 27 Eylül 1992 tarihlerinde Ma­nastır ve Pirlepe'deki Türk Saat Kulelerine 60 kg. ağırlığında birer haç yerleştirdiler. TDP parlamento dışında olmasına rağmen bu olay­ları kınadı ve siyasi baskı yaparak hükümetin gündemine konuyu getirmeye başladı. Hükü­met haçların çekilmesine dair karar almasına rağmen, karar pratikte uygulanmamıştır. Üzülünmesi gereken bir husus da bu dönemde Makedonya Cumhuriyeti Kültür bakanının Türk olmasıdır. Yine mart 1994 Kültür Bakanı Türk iken Köprülü'de tarihi meşhur Fazıl Ah­met Paşa Camii yakılmıştır. Bu tür hareketler orada azınlıkta olan Türk insanını yeniden gö­çe teşvik etmektedir. 

1990'dan itibaren çok partili sisteme ge­çen Makedonya Cumhuriyeti sözde "her şeyi ile yıkılan eski sistemden ayrıldı". Fakat pratikrın yürürlükte olması tekdüze sisteminden hâla ayrılmadığını ispatlamaktadır. Bu yasala­rın içerisinde Seçim yasası ve seçim bölgeleri tekdüz eden kalma olmasına rağmen 1990 ve 1994 seçimleri bu kanunlara göre yapılmıştır. Bu seçim yasasına göre Türkler tamamen top-lumsal-siyasi hayattan uzaklaştırılmak için ze­min oluşturmuştur. Türk Demokratik Partisi­nin öncüsü olan Türk Demokratik Birliği bir siyasi dernek olarak 1990'da ilk parlamenter seçimlere katılmıştır, fakat bir başarı kaydede-memiştir. Dağınıklık, tecrübesizlik ve seçim yasasının adaletsizliği parlamentoya bir Tür­kün girmesini engellemiştir. 

Özellikle Türk Demokratik Birliği Ge­nel Başkanı Sayın Mugbil Beyzat'ın Sosyal De­mokrat Partisinden milletvekili adayı çıkması Türk seçmenini TDB üyelerini üzmüştür. Bu yüzden 30 Haziran 1991 'de TDB'nin ilk Kurul­tayında Genel Başkanlık görevinden alınmıştır ve yerine Avni Engüllü getirilmiştir. 27 Hazi­ran 1992 de yapılan H'nci olağanüstü Kurul­tayda Türk Demokratik Birliği, Türk Demokra­tik Paıti'sine dönüştürülmüş ve Genel Başkan­lık görevine gizli oylamayla Erdoğan Saraç ge­tirilmiştir. 

16 ve 30 Ekim 1994 tarihinde yapılan İkinci parlamenter seçimlerine, bütün imkan­sızlıklara usulsüzlüklere rağmen Türk Demok­ratik Partisi kendi başına 54 milletvekili ada-yıyla katılmıştır. Seçim öncesi seçim ortağı ararken hem Makedon hem de Arnavutların samimi olmadıkları göriilmüştür. İlk turun ya­pıldığı 16 Ekim tarihinde ilk neticeler Türk De­mokratik Partisinin 8 adayı ikinci tura yüksel­mesi herkesi şaşırtmıştı. Bu seçimlere 36 parti katılmıştır. TDB ise ilk turdaki başarısıyla 6'ncı sırada yer almıştır. 

İkinci turda başarıya ulaşmak için yaptı­ğımız görüşmeler ne yazık yine bizleri yalnızlı­ğa itmiştir. "Makedonya için Birlik" koalisyonu işbirliğine yanaşmazken, Arnavut partilerinde­ki bölünmüşlük samimi olmadıklarını bir da­ha gösterdi. İkinci turda yine Türk insanının milli bilinç ve iradesine inanarak Demokratik Eylem Partisinin desteği ile Türklerin en yoğun yaşadığı bölgede (Gostivar) bir milletveki­li çıkarmayı başardık. 

Çok mükemmel bir seçim kampanyası ve yapıcı konuşmalarımızla seçmenlerin dik­katini çekerek, anti demokratik ve adaletsiz bir yasanın üzerine çıkarak kendimizi yenile­meyi başardık. Dört yıllık amansız çalışmalan-mız netice verdi. Ancak ikinci tur seçimleri ana muhalefet partileri olan VMRO-DPMNE ve Demokrat Parti seçimlerde adaletsizlik iddia­sıyla ikinci tura katılmadılar. Bu dönemde Türk Demokratik Partisinin tüm Makedonyada ki partilere demokrasi dersi verdiğini yayın ba­sın organları yazmışlardır.^10^

Bir Türk'ün parlamentoya girmesi Türk insanını galeyana getirmiştir ve bu olay bütün Makedonya Türkleri arasında büyük bir bay­ram olarak kutlanmıştır. 

Makedonya Parlamentosunda 120 mil­letvekili var ve partilere göre milletvekili dağı­lımı şöyledir: 

1.  Sosyal Demokrat Birliği (Eski Komü­nistler)    58.

2.  Liberal Parti (Eski Komünistlerin bir Kanadı)    29.

3.  Demokratik Refah Partisi (Arnavutlar-Aktüel Kanat)    10.

4.   Sosyalist Parti (Eski Sosyalist Birli­ği)   8.

5.  Demokrat Halk Partisi (Radikal Arna­vutlar)   4.

6. Türk Demokratik Partisi- (TDP)    1.

7. Sosyal Demokrat Parti    1.

8.   Demokrat Parti (Merkezi Kalkande-len)    1.

9- Çingenelerin Bütünsel Emansipasyon Partisi    1,

10.   Bağımsız Arnavutlar (Demokratik Refah Partisinden kopan radikal kanat)    4.

11.   Bağımsız Arnavut (aslında Liberal Arnavut Birliği) Partisi    1.

Arnavut Birliği) Partisi    1.

12. Bağımsız Makedonlar    2

Toplam : 120 

"Makedonya İçin Birlik" koalisyonu Sos­yal Demokrat Birliği, Liberal Partisi ve Sosya­list Partiden oluştu. Bu koalisyonun en büyük kozu ise Cumhurbaşkanı adayı Kiro Gligorov oluyordu. Gligorov % 52,6 oy alarak Cumhur­başkanı seçildi. Cumhurbaşkanı yarışmasında TDP de cumhurbaşkanı adayı gösterdi. Fakat seçimlere 3 gün kala Devlet Seçim Komisyonu imzaların, gereken makam önünde toplanma­dığı gerekçesiyle, adayımızı yarışmadan ele­miştir. Devlet Seçim Komisyonunun verdiği bilgilere göre Cumhurbaşkanı seçimi için 1.300.000 oy geçersiz bildirilmiştir. Bu rakam iyice analiz edilmesi gereken bir husustur. Ma­kedonya İçin Birlik koalisyonu parlamentoda 95 sandalyeye sahiptir ve parlamentonun şim­diki çalışmalarına bakılırsa tek düze dönemini hatırlatmaktadır. Bu koalisyon Hükümet ortağı olarak Demokratik Refah Partisini almıştır ve onlara 4 bakanlık temin etmiştir. 

1994'te parlamentoda onaylanan Yeni Parti Yasasına göre Makedonya da etkinlikleri­ni sürdüren her partinin en geç 16 Aralık 1994'e kadar yeni şartlar üzere kaydını yaptır­ması gerekmektedir. 03 Şubat 1995'e kadar 12 parti kaydını yaptırmıştır ve bunların arasında Türk Demokratik Partisi de vardır01' Diğer partilerin kaydı silinmiştir. 

Bugün Makedonya'da Türkler çok ciddi problemlerle karşı karşıya gelmektedirler. Özellikle eğitimde ve milli mensubiyeti belir­leme konusunda Türklere karşı anayasa bile çiğnenmektedir. Bütün siyasi faaliyeyetlerimi-ze rağmen, vaadlerden başka somut bir adım atılmamıştır. İnşallah bu tür sıkıntılarımızı baş­ka bir fırsatta dile getiririm.

 

 

Anasayfa - İktisat - Makale - Ekonomi - Borsa - İstatistik - Türkiye Ekonomisi - Ekonomi Sözlüğü

Since 2005