Az Gelişmiş Ülkelerde Tüketim Standartları
A- Tüketim Standardı
Gelişmiş ülkelerin geri kalmış ülkelere yaptıkları finansal
yardımlar bu ülkelerin gelişmelerinde önemli bir
etki yapmamış ve ekonomiye önemli bir katkı
sağlamamıştır. Yine gelişmiş ülkelerce geri kalmış
ülkelere bağış ya da kredi biçimide verilen
paralarla, ihracattan sağlanan döviz verimli
yatırımlara yöneltilemeyip israf edilmiştir. Diğer
yandan, kapital sıkıntısı çekmeyen bazı petrol
ülkeleri de petrolden kazandıkları kapital ile bir
türlü kalkınamamıştır. Öte yandan son zamanlarda
çeşitli kuruluşlarca yapılan araştırmalarda, geri
kalmış ülkelerde gelir dağılımının son derece
adaletsiz olduğu, milli gelirin büyük bir kısmının
küçük bir azınlığın eline geçtiği ve bu nedenle geri
kalmış ülkelerde kapital birikiminin kolay olduğu
ortaya çıkmış, ancak geri kalmış ülkeler
kalkınamamıştır. Kapital birikimi sağlayıcı tüm bu
kolaylıklara karşın "azgelişmiş ülkelerin bir türlü
kalkınamaması (yatırımlarını arttıramaması) bazı
ekonomistleri azgelişmişliğin temel nedeninin
kapital azlığı değil, tüketim standartları düşüklüğü
olduğu görüşüne itmiştir."
"Tüketim standartları demek, tüketim üniteleri olarak ailelerin
kendileri için uygun ve zorunlu saydıkları tüketim
düzeyi olup, bu yönüyle ailelerin kendilerine
atfettikleri sosyal statü ile yakından ilgilidir."
Bu açıdan bakınca çeşitli ülkelerin aileleri
arasında belli ve tek bir tip tüketim standardı
değil, ailelerin sosyal durumlarına göre çeşitli
tüketim standartları vardır.
Tüketim standardının ne olduğunun iyi anlaşılabilmesi için şu üç
kavramın bilinmesi gerekmektedir.
1- Gerçek Tüketim Düzeyi
Bir ailenin; bir gün, bir ay, ya da bir yıl içinde
aldığı mal ve hizmetlerin tümüdür.
2- İdeal Tüketim Düzeyi
Tüketim ünitesi olarak ailelerin, içinde bulundukları sosyal grubun
tüketim normlarını ve geliri dikkate alınmaksızın
hayal güçlerine dayanarak elde etmeye değer
verdikleri mal ve hizmetlerin tümüdür.
3- Tüketim Standardı
Bir ailenin sahip olmak istediği mal ve hizmetler açısından
ulaşabilme olanağı bulunan gerçekçi bir büyüklüktür.
Başka bir deyişle ailenin isterse sahip olabileceği
mal ve hizmetlerin toplamıdır. Tüketim standartları
sürekli olarak gerçek tüketim düzeyinin üzerindedir.
Geri kalmış ülkelerde tüketim standartları hem nitelik, hem de
nicelik yönünden düşüktür.
a- Tüketim Standartlarının Nitelik Yönünden Düşük Olması
Tüketim standartlarının nitelik yönünden düşük olması, toplumdaki
sosyal grupların tüketimini uygun ve zorunlu
gördükleri ve elde etmeye çalıştıkları mal ve
hizmetler içinde, modern tüketim mallarının,
özellikle de dayanıklı tüketim mallarının az bir yer
kaplamasıdır.(4) Örneğin, bir ülkenin
aileleri ve ailelerin bireyleri televizyon,
buzdolabı, çamaşır makinası, müzik seti, bulaşık
makinası, elektrik süpürgesi, mikser, mutfak robotu
gibi çağdaş dayanıklı tüketim mallarına sahip olmak
yerine; daha fazla yiyecek maddesi, alkol, sigara
gibi zevk verici maddeler tüketmeyi; ayakkabı
boyacısı, berber, kapıcı, hizmetçi, gündelikçi gibi
ilkel ve vazgeçilebilir hizmetlerden satın almayı;
paralarını gösterişli düğün., sünnet düğünü, yaş
günü kutlaması, kokteyl gibi törenlere harcamaları,
altın, gümüş, zümrüt, elmas gibi değerli takılara
sahip olmayı ve spekülatif kazanç için arsa almayı
yeğlemeleri o toplumda tüketim standartlarının
nitelik yönünden düşük olduğunu gösterir.
b- Tüketim Standartlarının Nicelik Yönünden Düşük Olması
Bir ülke halkının tüketim standartlarının nicelik
yönünden düşük olması; elde edilmesi için çaba
harcanan mal ve hizmetlerin sayı olarak az olması
demektir. Örneğin, insanların iki televizyon yerine
bir televizyon, iki radyo yerine bir radyo, iki
elbise yerine binelbiseye sahip olmayı yeterli
saymaları gibi.
Toplumdaki tüketim standartlarının nitelik yönünden düşük olması
ekonomideki tüketim yapısını, nicelik yönünden düşük
olması ise tüketim hacmini etkiler. Tüketim
standartlarındaki nitelik ve nicelik yönünden
oluşacak düşüklük, modern tüketim mallarının,
özellikle de dayanıklı tüketim mallarının ekonomi
içinde az yer kaplamasına kaynakların verimliliği
düşük sektörlerde kullanılmasına yol açar.
Örneğin, dışardan sağlanan ya da ekonomide yaratılan kapital,
altın, gümüş ve arsa alımı gibi spekülatif kazanç
amacıyla kullanılır ya da verimliliği dayanıklı
tüketim malları sanayiinden düşük olan sektörlere
gider ve ticaret sektörü aşırı biçimde genişler.
Bir ekonomide ailelerin tüketim standartlarının
nitelik ve nicelik bakımından artış göstermesi yani
insanların bazı malları sosyal statüleri için
vazgeçilmez kabul etmeleri ve onlara sahip olmayı
istemeleri; kapitalin daha iyi, daha verimli
sektörlerde kullanılmasını sağlar. Bunun yanında
kalkınmayı frenlediği, geciktirdiği, önlediği kabul
edilen pek çok davranışın da değişmesine yol açar.
|