Türkiye Ekonomisi
Dünya Ekonomisi
Osmanlı Ekonomisi
Finansal Ekonomi
İşletme Ekonomisi
Hizmet Ekonomisi
Kalkınma Ekonomisi
Tarım Ekonomisi
Borsa ve Yatırım
Ekonomi Sözlüğü
Ekonomi Ders Notları
Ekonomi Düşünürleri
Genel Ekonomi Soruları
Özel İstatistik Arşivi
Özel İktisat Konuları
Açık Öğretim İktisat
Ekonomi Kurumları
Kamu Yönetimi
Kamu (Devlet) Maliyesi
Sigortacılık Konuları
Türkiye İktisat Tarihi
Yeraltı Ekonomisi
Kredi Kartı Piyasası
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Kredi Kartlarının Parasal Etkileri 

Kredi kartları işyerlerinden mal ve hizmet satın alınmasında kullanılırken aynı nakit gibi kullanılmakta ve kabul görmektedir. Kredi kartı bir bakıma para yerine kullanılan ödeme aracıdır. Bu açıdan bakıldığında kredi kartları hatta plastik kartların tamamı para yerine kaim olan ödeme araçları konumundadırlar. 

Bilindiği gibi para, mal ve hizmet alımında kullanılan en önemli değişim aracıdır. Kredi kartlarının ekonomik etkileri başlığı altında para ile ilgili genel konulara değinildiği için burada yeniden para hakkında detaylı bilgi verilmeyecektir. Ancak para arzına etkileri konusunda para arzı kavramına değinilecektir. 

Ekonomide parasal göstergelerdeki değişimler piyasalarda faiz, mal ve hizmet fiyatları, döviz kuru ve menkul kıymet borsalarında hisse senedi fiyatları üzerinde değişmelere neden olmaktadır. Bilindiği gibi ekonomide likidite fazlası yani ekonomide gereğinden fazla para bulunması, enflasyon ve dış ticaret açığı nedeniyle devalüasyon yani döviz kurlarının Türk Lirası karşısında değer kazanması beklentilerine yol açmakta bu da döviz talebine aşırı talep olmasına sebep olmaktadır. Bu durum bazı ülkelerde mali krizlere de neden olabilmektedir. Buradan da görülüyor ki ekonominin likiditesini ayarlamak ve kontrol etmek son derece önem taşımaktadır. Plastik paraların parasal göstergelere etkisi de bu açıdan bakıldığında yine son derece önem taşıyan bir konu olma özelliği arzetmektedir. 

Paradaki gelişmelerin önemli bir dönüm noktası, ponzi finansman (harcamaların gelirden fazla olması) olanağı sağlayan kredi kartları oldu. Bugün kart savaşları sadece Visa ve Mastercard gibi şirketler arenasında olmuyor; aynı zamanda şirketler de bu tür kredi kartı çıkarmaya başladı, örneğin Migros. Otomatik vezne makineleri (ATM)'ler paranın kredi kartları aracılığıyla tam deyimiyle ışık hızıyla hareket etmesine olanak sağladı. Kimi bankalar ATM'lerde verimlilik paradoksunun ayırdına varınca, ortak kullanımlar da devreye girmiş oldu. Banka kartlarında dünyada ikinci perde "akıllı kartlar" olurken, ülkemizde hala kimi bankaların kredi kartını ve ATM kartım ayrı ayrı vermek durumunda olması pek estetik olmuyor. Özellikle kredi kartları ile ilgili birimlerde çalışan meslektaşlarımızın bildiği gibi, 1996 yazından bu yana Europay ile bağlı 7000 banka, herhangi bir ATM'den ya da evdeki bilgisayardan yeniden nakit yüklenebilen akıllı kartlar çıkarmaya başladı. Değer yüklü kartın nakit paranın doğal alternatifi olduğu söylenebilir. Değer yüklü kartlarda baştaki kapalı sistemlerden (hizmet sunumu sonunda kartın geri alınması) sonra açık sistemlere (değeri çıkaranın sundukları dışındaki mal ve hizmetler için harcanabilecek yüklü değere) geçildi.

Bir kredi kartıyla ne nakit ne de çek kullanılmaksızın bir çok alışveriş gerçekleştirilebilir. Kredi kartlarını kullananlar bunu imzalayıp mağazaya verirler. Böylece bir kez kullanılmış olup başkaca alışverişlerde kullanılmadığı için kredi kartlarını para olarak nitelemek mümkün değildir. Kredi kartları ve başka tüketici kredileri, kişinin cebinde parası ve bankada üzerine çek çekebileceği hesabı olmasa bile kısa dönemde değişim aracı görevini yaparlar. Ancak, bu durum geçicidir ve kredi hesabı kapatıldığında nihai değişim aracı olarak işlevini sürdürmeye devam eder. 

Bu bölümde kredi kartlarının parasal etkilerini üç başlık altında ele alacağız. İlk olarak kredi kartının paranın tedavül hızına etkisi, ikincisi para arzına etkileri, üçüncüsü ise para talebine etkisidir. 

Paranın Tedavül Hızına Etkisi 

Para hacminin önemi, temsil ettiği satmalma gücünden dolayıdır. Ancak belli bir para stokunun temsil ettiği satmalama gücü, miktarına olduğu kadar her bir ünitesinin, belli bir süre içinde, ortalama olarak kaç defa mal ve hizmet satınalınmasında kullanıldığına da bağlıdır. Para ünitesinin bir sene içinde, ortalama olarak, el değiştirme sayısına paranın tedavül hızı denir. Paranın tedavül hızı, ülkedeki para stokunun satmalma gücünü belirlemek bakımından, bizzat para miktarı kadar önemlidir. Gerçekten bir ülkedeki para stokunun bir yıl içindeki satmalma gücü, para miktarı (M) ile tedavül hızının (V) çarpımına eşittir. Bir çarpımda ise, çarpanlardan her biri sonucu aynı oranda etkilerler 

Paranın tedavül hızı, insanların ellerinde atıl para stoklan tutmalarıyla ilgilidir. Eğer herkes eline geçen paralan hiç bekletmeden derhal harcarsa paranın tedavül hızı son derece büyük olurdu. Oysa insanlar ellerine geçen paraları derhal harcamazlar ve bunları çeşitli motiflerle ellerinde tutarlar. Paranın böyle atıl olarak elde tutulması, tedavül hızının azalmasına neden olmaktadır. Para elde ne kadar uzun süre tutulursa tedavül hızı da o kadar küçük olur. Yalnız gelişen bankacılık sektörü çeşitli motiflerle ellerinde para tutan kişileri bu alışkanlıklanndan vazgeçilmiştir. Gelişen bankacılık sektörü o kadar büyük bir yol kat etti ki kişilerin paralannı istedikleri anda kendilerine sunabilme kolaylığını getirmiştir. Tabii ki bütün bu kolaylıkların baş mimarı plastik kartlardır. 

Kartlı sistemde mal ve hizmet alışverişlerinde nakit para kullanılmaması sebebiyle tüketiciler para talebinde bulunmamaktadırlar. Fiziki para ihtiyacı bulunmayan tüketicilerin paraya ihtiyaç duymaması paranın da kullanılmamasını ve dolaylı olarak paranın tedavül hızının düşük olması sonucunu doğurmaktadır. 

Kredi kartları fiziki olarak paranın elde tutulmasıyla direkt ilgili olmadığından paranın tedavül hızı ile de doğrudan ilgili bulunmamaktadır. Bu nedenle kredi kartlarının paranın tedavül hızına etkisi konusuna daha fazla değinilmeyecektir. Bundan sonraki bölümde kredi kartlarının para arzına etkisi açıklanacaktır. 

Para Arzına Etkisi 

Kredi kartları yukarıda da belirtildiği gibi para yerine kullanılabilen ödeme araçlarıdır. Kredi kartı sisteminde ne kadar kredi kartı limitinin belirli bir dönemde piyasada işlemlerde kullanılabileceğini önceden tam doğru olarak tespit etmek mümkün değildir. Bu nedenle ekonomideki fiziki para stokuna ilave olarak ne kadar para yerine geçen diğer paralar olduğunu bilmeden ekonomiye yön vermek oldukça güç ve zahmetli bir iştir.

Para arzının genel olarak artış nedenleri ise şöyle sıralanabilir. 

1-Para talebi, gelirlerdeki (ücretler, diğer maliyetler, karlar veya rantlar) artış veya faizlerdeki düşüş dolayısıyla artabilir. Para arzı krediler dolayısıyla para talebine bağlı olduğundan artabilir.

2-Kamu harcamaları çeşitli nedenlerle artırılır ve eğer bunu karşılayacak kamu geliri sağlanamazsa, açıklar doğar. Bu açıklar ya iç borçlanma ya da MB avansları ile karşılanabilir. Hazine'ye olan avansların, para arzı üzerinde yakın bir etkisi vardır. İç borçlanma kısa vadede para arzını azaltabileceği gibi, Hazine'nin iç istikraz tahvillerinin (veya bonolarının) vadeleri dolduğu zaman anapara ve faizlerle birlikte doğan yükümlülük ya yeni vergilerle ya da daha yüksek dozda bir emisyon aracılığıyla karşılanacaktır. 

Para arzının temel olarak artış nedeni sadece bütçe açıkları değildir. Özel sektörün kredi talebindeki artış bankaların kredi arzını artırır, bu da doğal olarak para arzını artırır. Para arzının bu mekanizma ile artışı bankaların topladıkları mevduat hacmine bağlıdır. Mevduatlar yükseldikçe bankalar daha fazla kredi verebilecek ve böylece de para arzı artacaktır. Verilen kredinin bir kısmı mevduat halinde tutulduğundan, bir mevduattan birkaç kredi  (her seferde azaldığından) marjinal artışlar ile para arzını artırmaktadır ve bu ilişkiye mevduat çarpanı denilmektedir.89 Kredi kartı sisteminde de ekonomik sistemdeki nakit paralar kişilerin cebi ya da işyerlerinin kasaları yerine bankalarda mevduat olarak kalmakta bu da bankalann kredi verilebilecek fonlarım artırarak dolaylı olarak para arzının artmasına neden olmaktadır. Bilindiği gibi ülkemizde birçok firma çalışanların maaşlarını ticari mevduat hesaplarından virman yaparak ödemekte, kişiler de bu paranın tamamını çekmek yerine yine kredi kartı borçlarını bu maaş hesaplarını kullanarak ödemekte, kredi kartı kabul eden işyerleri ise, kredi kartı alacaklarını eskiden olduğu gibi nakit olarak değil, ticari hesaplarına alacak kaydı yöntemiyle tahsil etmektedirler. Bu hesaplardan da çoğu zaman para yine çıkmamakta işyerleri mal aldıkları firmaların hesaplarına virman ya da çek keserek işlem yapmaktadırlar. Kısaca fiziki paranın ekonomide dolaşımı plastik kartlar nedeniyle engellenmekte aynı zamanda bir kredi aracı da olan kredi kartları para arzının artmasına etkide bulunmaktadır. 

Para Arzı Tanımları 

Kredi kartları ya da daha genel anlamıyla plastik kartların para arzına etkilerine geçmeden önce para arzı tanımları konusunu açıklamakta fayda bulunmaktadır. Teknolojik gelişmeler para arzı tanımlarına yenilerini eklemek ya da mevcut tanımları revize ettirmek gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır.

Merkez Bankaları para arzını tespit ederken başlıca iki yöntem kullanmaktadırlar. Bunlar; işlemler yaklaşımı ile likidite yaklaşımıdır. 

İşlemler yaklaşımı:  

Mİ para arzını nakit para ve vadesiz mevduatlar oluşturmaktadır. Nakit parayı Hazinenin çıkardığı ufaklık paralarla Merkez Bankası'nın çıkarmış olduğu kağıt paralar yani emisyon hacmi oluşturmaktadır. 

Eskiden madeni ufaklık paralar altın ve gümüşten oluşmaktaydı. Bu nedenle zaman zaman madeni paranın piyasa değerinin maden değerini aştığı olurdu. Böylelikle madeni paralar dolaşımdan çekilirdi. Ellerine piyasa değeri yüksek olan altın ve gümüş para geçenler, bunları eritip satmak yoluna giderlerdi. Bir anlamda kötü paraların iyi paralan piyasadan kovması şeklinde açıklanan bu olguya Gresham Yasası denmektedir. 

İşlemler yaklaşımında nakit paranın yanında diğer önemli bir araç da vadesiz mevduatlardır. Vadesiz hesaplar ticari bankalardaki vadesiz mevduat hesaplar ile üzerlerine çek yazılabilen diğer hesaplardan oluşmaktadır. Bilindiği gibi gerek vadesiz ticari mevduat gerekse vadesiz tasarruf mevduatlar mudilerifı talebi üzerine anında nakde dönüştürülebilmektedir. Bu nedenle vadesiz mevduat nakit gibi değerlendirilmekte para arzı tanımlarında birincil unsur sayılmaktadır. 

Likidite Yaklaşımı: M2 ve M3 

M2 Para Tanımı : M2, en dar para arzı tanımı olan Mİ'e göre daha az likit olan para ve benzerlerini içermektedir. Aslında, kişilerin harcama yapma arzuları toplam likiditelerine bağlıdır. Dolayısıyla para arzına para benzerlerinin katılması, ekonomik faaliyetlerdeki değişimleri açıklamada daha iyi bir para arzı tanımı sağlamaktadır. ABD'nin Parasal Tarihi isimli ünlü çalışmalarında Milton Friedman ve Anna Schwartz, ekonomik faaliyet düzeninin Ml'e göre M2 para arzı değişmelerine daha duyarlı bulmuşlardır. M2 para arzı paranın değer biriktirme rolünü ön plana çıkarmaktadır. Geniş para tanımı olarak M2'nin içine Ml'e ek olarak aşağıdaki kalemler girmektedir. 

-Tasarruf mevduatları,

-Küçük rakamlı vadeli mevduatlar,

-Ticari bankaların bir gecelik geri satın alma anlaşmaları (repo),

-Bir gecelik eurodolarlar,

-Para piyasasının ortak fonu katılımları.

M3 Para Tanımı: M3 para tanımı M2 para arzına aşağıdaki kalemlerin ilave edilmesiyle bulunur.

-Büyük rakamlı vadeli mevduatlar (jumbo mevduatlar),

-Ticari bankalar ve tasarruf ve ikraz birliklerinin vadeli geri satım anlaşmaları (vadeli repo).

Likidite Tanımı : Daha geniş bir likidite kavramı da kullanılabilir. Bunu ABD Federal Rezerv Bankası (ABD Merkez Bankası) L harfiyle göstermektedir. L'nin içine M3'e ek olarak banka akseptansları, finansman bonoları, hazine bono ve diğer likit hazine tahvilleri ve devletin çıkardığı tasarruf bonoları yer alır. Ayrıca eurodolarlar da likidite içinde yer alır. 

Divisia ve M* Star Para Tanımları : İnsanlar geçici olarak satın alma güçlerini, harcamadan önce hesap adı altında çeşitli fınansal aktifler şeklinde tuttuğu için para birçok şekilde tanımlanmaktadır. Divisia para, paralık derecesine göre çeşitli tip fınansal aktifleri ağırlıklandırılarak toplanması ve zamanı geldiğinde harcanmasıdır. Örneğin nakit ve vadesiz mevduatlara % 100 gibi bir ağırlık verilirken diğer mevduat türlerine farklı ağırlık verilmektedir. 1990'lı yıllarda merkez bankaları fiyatlar genel düzeyinin belirlenmesinde kullandıkları para tanımını yeni yeni aktifler katarak zaman içinde değiştirmektedir. Bu yeni para tanımında parayı oluşturan aktiflere değişik ağırlıklar verilmektedir. Bu bağlamda ulaşılan yeni bir para bileşimlerinden birisi de M* (M star) para tanımıdır. M* da ağırlıkların seçiminde uzun dönem miktar teorisi göz önüne alınmaktadır. 

Türkiye'de Kullanılan Para Arzı Tanımları 

Yukarıda parasal göstergeleri izlemenin ne derece önemli olduğunu hatta yapılan yanlışlıkların ekonomik krizlere neden olabileceğini belirtmiştik. Bu bölümde Türkiye'de Merkez Bankası Parası ile T.C. Merkez Bankası para arzı tanımlarına yer verilecektir. 

Parasal göstergelerin izlenmesi deyince akla ilk gelen emisyon oluyor. Bu yılların bir alışkanlığı. Oysa yalnızca emisyona bakarak konuşmak, piyasaları değerlendirmek geride kaldı. Şimdi tüm parasal gelişmeleri yakından izlemek gerekiyor. Para arzı tanımları içinde en önemlisi Mİ, M2 ve M2Y. Bu üç tanım takip edilerek piyasalardaki gelişmeler izlenebilir. Emisyon ile dolaşımdaki para aynı şeyi ifade etmiyor. Emisyon, Merkez Bankası'mn çıkardığı banknot tutarını gösteriyor. Ancak bunların hepsi piyasada dolaşmıyor. Bir kısmı bankaların kasasında duruyor. Bu nedenle dolaşımdaki para deyince yalnızca piyasadaki nakit para anlaşılıyor. Emisyon /Mİ oranı, ekonomideki parasallaşma anlamına geliyor. Bu oran ekonomide para kullanımının artıp artmadığını ve para benzeri ödeme araçlarının kullanımının artıp artmadığını gösteriyor. 

Türkiye'de Merkez Bankası Parası aşağıdaki şekilde formüle edilmektedir.

Emisyon

Munzam Karşılıklar

Bankalar Serbest Tevdiatı (TCMB'deki)

Fonların Mevduatı

Diğer Mevduat

Rezerv Para

+ Açık Piyasa İşlemlerinden Borçlar

Parasal Taban + Kamu Mevduatı

Merkez Bankası Parası

Merkez Bankası parası yukarıda da görüleceği gibi rezerv para, parasal taban ve kamu mevduatından oluşmaktadır. 

Ekonomide likidite fazlalığı var ise bunu Merkez Bankası parasına bakarak tahmin edebiliriz. Likidite fazlası Merkez Bankası parası ile Rezerv para  arasındaki   farktır.   Bazı   dönemlerde   rezerv  para,   Merkez  Bankası parasından daha büyük olabilir. Bu durumda Merkez Bankası piyasadan senet alarak piyasaya para veriyor demektir. Çünkü bu işlemin yapılması sonucu açık piyasa işlemlerinden doğan borçlar kalemi eksi değer alacaktır. Merkez Bankası parasının içeriği incelendiğinde bir çok önemli sonuçlara ulaşmak mümkün. 

1990'h yılların başında T.C. Merkez Bankası aşağıdaki para arzı tanımlarını benimsemiştir.

Mİ = Dolaşımdaki Para + Vadesiz Mevduat (resmi mevduat dışında)

M2 = Mİ + Vadeli Mevduat (resmi mevduat dışında)

M2Y = M2 + Döviz tevdiat hesapları

M3 = M2 + Resmi kuruluşlar mevduatı + MB'sındaki diğer mevduat

M3Y = M3 + Döviz tevdiat hesapları 

Ülkemizde kullanılan para arzı tanımları ile ilgili çok farklı eleştiriler olmakta bazen bu tanımların uluslar arası standartlara uymadığı, gerçeği tam yansıtmadığı yönünde eleştiriler de yapılmaktadır. Finansal sistemdeki son gelişmeleri de içerecek şekilde devamlı surette para arzı tanımlarının değiştirilmesi olanağı bulunmamaktadır. Ancak, yanlış uygulamanın devam ettirilmesinin de kabul edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle mevcut mali sistemin sorunlarını ve eksikliklerini bir defaya mahsus olmak üzere tespit edip, sözkonusu para tanımlarının revize edilmesi gerekmektedir. Günümüzde mali yapıda kullandığımız repo, banka bonoları, banka fonları, senet, çek, kredi ve banka kartları gibi bir çok enstrümanın da değerlendirmeye alınmasında fayda bulunmaktadır. Yukarıda parasal göstergelerin izlenmesinin ne kadar önemli olduğunu belirtmiştik. Eksik olan bir tanı ya da kavram üzerinden politika üretmenin ne derece yanlış olduğunu söylemeye gerek yoktur. Ülkemizin ekonomik hedeflerini tutturamamasınm temelinde bu faktörün de etkisi olduğu inkar edilemez.

ürkiye'de   para   politikasının   hedefinden   sapması   şu   nedenlere bağlanabilir:

 

1 -Dolanım hızı ve/veya para çoğaltanı tahmininde sapmalar,

2-Likidite tanımı olarak kullanılan Mİ ve M2 mevduat benzeri likiditelerin artması sonucu 89'dan bu yana mali sistemi döndüren gerçek likiditeyi yansıtmaması,

3-Kontrol altına alınamayan kamu finansman gereğinin MB kaynaklarından karşılanması sonucu para politikasının bütçe politikasına bağımlı hale gelmesi,

4-İstikrar paketleri paralelinde benimsenen kısıtlayıcı maliye ve para politikası önlemlerinin çok kısa ömürlü olması,

5-1989 yılında konvertibiliteye geçiş sonrası hızlanan para ikamesinin para politikası uygulamasını zorlaştırması,

6-Para politikası araçlarının etkin biçimde kullanılamaması. 

Bu durumda para politikasını etkin hale getirebilmek için konumuz açısından bakıldığında, likidite tanımının tüm mevduat benzeri enstrümanları içerecek şekilde ele alınması para talebi ve dolayısıyla dolanım hızı denklemlerinin istikrarını sağlayacaktır. Bu bağlamda ülkemizde yıllık işlem hacmi katrilyonlarla ifade edilen kredi kartlarının da dikkate alınmasında fayda bulunmaktadır. 

Günümüzde para tanımları yapılırken ekonomide sirkülasyonda olan ve potansiyel talep yaratan kredi kartlarının da gerçek durumun yansıtılabilmesi yani bazı problemlerin çözümüne katkı sağlanılabilmesi için hesaba katılması gerekmektedir.100 Para arzı hesaplarına hızla gelişen bu ödeme araçlarının katılmaması bu göstergelere bakılarak verilen diğer ekonomik kararların da yanlış olmasına neden olacaktır. 

Ekonomik faaliyet ve fiyat artışlarının izlenmesi için kullanılan mevcut para arzı tanımlarının, mali sistemin tüm yükümlülüklerini içermediği için, iyi bir ölçü olmadığı ve sınırlı kaldığı genel olarak kabul gören bir görüştür. Bu durumun en açık örneğini, para arzının kısıtlandığı dönemlerde, (kriz dönemleri dışında) ekonomide, ödemelerin senetlerle yapıldığını ve insanların para kullanmadan işlerini yürüttüklerini ve bu nedenle piyasada dönen ticari senet hacminin para arzına dahil edilmesi gerektiği sık sık savunulmaktadır. Piyasada dolaşan senet hacminin ölçüsü konusunda ise, bir senedin geçerliliğinin olması ve devlet tarafından icra ve iflas işlemlerinde kabul edilmesi için, bankalar tarafından kayıt edilmesi gerektiği ve bu yolla piyasadaki senet tutarının ölçülebileceği savunulmaktadır.' 

Diğer bir olası bakış açısından sorun söz konusu senetlerin para arzına dahil edilmesi değil, ekonominin ikili bir yapı göstermesi nedeniyle mali sistemin aracılık işlevini yerine getirmemesi olgusudur. Diğer bir deyişle piyasada dolaşan ticari senet hacmi, ekonominin parasallaşmamış ya da kayıt dışı kalmış kısmı olarak tanımlanabilir. Mali sistemin aracılık işlevinin olmadığı bu kesim, sıkı para politikası uygulanan ve uygulanmayan dönemlere göre daralıp genişleyebilmektedir. Ticari senetlerin ve vadeli çeklerin para arzına eklenmesi biçimindeki görüşe katılmak veya katılmamak konusu ise, paranın tanımı ile ilgilidir. Eğer parayı ödeme araçlarının tümü olarak tanımlarsak, gelecekte yapılacak bir ödeme vaadini içeren ticari senetlerin ve vadeli çeklerin (kanunsuz da olsa) para arzına dahil edilmesi gerekir. Ancak para, parasal sektör olarak tanımlanan merkez bankasının ve kaydi para yaratan mevduat bankalarının kendi dışında kalan sektörlere yükümlülüğü diye tanımlanırsa piyasada dolaşan senetlerin para arzına dahil edilmemesi gerekir. 

Yukarıda yapılan yorumu kredi kartları için yaptığımızda bu kartların da kesinlikle para arzı tanımına katılması gerektiği kesindir. Çünkü kredi kartları bankacılık kesiminin diğer sektörlere olan yükümlülüğüdür. Banka elinde kredi kartı bulunan kart hamilinin yaptığı harcamanın ödenmesini işyerine karşı garanti etmektedir. Kredi kartı da senet, çek ve taksitli satışlar ve tüketici kredileri gibi ödemeyi sonraya (şimdi al sonra öde) erteleyen ve ödemenin bir banka tarafından garanti edildiği ödeme araçlarıdır. Plastik kartlar özellikle Batılı toplumlarda nakit, çek, senet yerine kullanılmakta, yakın gelecekte elektronik ticaretin gelişmesiyle kağıt ve plastik yerine sanal para kullanılacaktır.

Ülkemizde insanlar çoğunlukla Merkez Bankası parasıyla ödemede bulunurlar. Gelişmiş ekonomilerde ve gelişen ekonomilerde bir ölçüde işlemlerin başlatılması için diğer ödeme araçları kullanılır. Nihai ödemeler bunları izler. Örneğin bireyler çek, banka kredi kartı ya da tüketici veya ticari kredi kullanabilirler. Bu yöntemlerin kullanılmasında anında ödemeden ziyade bir ödeme vaadi söz konusudur. Bireylerin ödemelerinde hangi değişim aracını kullanacağı maliyetine bağlıdır. İnsanlar genellikle en az masraflı yöntemi seçerler. Bazı ödeme vaadlerinin aksine olarak anında ödeme çok değişik nedenlerle çok küçük ve çok büyük işlemlerde kullanılır. Anında ödeme küçük işlemlerde çok kullanılır. Çünkü bazı işlemlerde çek ve kredi kartlarının kullanımının sabit maliyeti çok yüksektir. Örneğin bakkaldan ekmek satın aldığımızda çekle ya da kredi kartıyla ödemede bulunamayız. Nakitle ödeme yapmak zorunda kalınz. Büyük işlemlerde de ertelemenin maliyeti nedeniyle anında ödeme yapıldığı çok rastlanan bir durumdur.103 Günümüzde Fransa başta olmak üzere küçük montanlı işlemler için geliştirilen akıllı kartlı elektronik cüzdan uygulamaları başlamış bulunmaktadır. Çok yakın gelecekte ülkemizde de yaygın kullanım alanı bulacak bu yenilikler plastik kartların tüm nakit işlemlerinin yerine kullanılacağını göstermektedir. Bu sistemde veliler çocuklarının harçlıklarını dahi bu kartları kullanarak verebileceklerdir. Bu konu ile ilgili detaylı bilgi smart kartlar bölümünde verilecektir. 

Bazen de büyük tutarlı anında ödemeler nakit transferleriyle değil, merkez bankası nezdindeki tasarruf hesabından yapılacak bir transferle yapılabilir. Bu transferler bilgisayarlarla merkez bankasıyla bankalar arasında yapılır. Bugün New York'ta adına CHIPS (Clearing House Interbank Payment System yani Bankalararası Kliring Odası Ödeme Sistemi) denilen bir elektronik kliring sistemi vardır. Londra'da ise adına CHAPS (Takas Odası Otomatik Ödeme Sistemi) bulunmaktadır. Merkez Bankasına yönelik elektronik transfer sistemiyle CHIPS arasında önemli farklılıklar vardır. Merkez Bankasına yönelik elektronik transfer peşin ödeme şeklidir. Oysa CHIPS daha çok çeke benzemektedir. CHIPS cari bir ödeme değildir, daha çok gün sonunda bir ödeme yapılacağına dair bir vaattir. Tıpkı diğer vaat şekillerinde olduğu gibi çekin geri ödenmeme riski vardır. Öte yandan dünyada uluslararası elektronik iletişimi sağlayan SWIFT (Society for Worldwide Interbank Financial Telecommunication) adlı bir kuruluş vardır. Ancak SWIFT tek başına bir elektronik fon transfer aracı değildir. SWIFT para gönderme konusunda bir talimat (mesaj) gönderme yöntemidir. Oysa CHIPS ve CHAPS gibi kuruluşlar takas yöntemiyle ödemeleri gerçekleştirmektedir.İnternet üzerinden gerçekleştirilecek olan elektronik ticaretin yaygınlaşması durumunda plastik kartların ve dolaylı olarak siber paranın da bu bağlamda değerlendirilmesi gerekmektedir. 

Türkiye ekonomisinde para arzı kervanına yeni katılan finansal kiralama (leasing), yerli ve yabancı kredi kartları, vadeli çekler ve benzeri unsurları, Merkez Bankası'nca denetlenebilen kesin bir sistem içerisine oturtulması veya bunların denetimini izleyebilecek ve gerektiğinde müdahale edecek bir yöntemin uygulanmaya başlamasıdır. Şu anda Merkez Bankası para arzında yeni koltuklarına oturmuş bu unsurları denetlemeye muktedir değildir. Çünkü elinde akıllıca müdahalede bulunacağı hiçbir yöntem geliştirememiştir. Türkiye Merkez Bankası toplam para arzı içinde yer alan bu öğelere sadece seyirci gibi bakabilmektedir.

Kredi kartları ve tüketici kredileri geniş tanımlı para arzına dahil edilmeli ve politikalar buna göre oluşturulmalıdır. Kredi kartları ile yapılan ödemelerin geniş tanımlı M para arzına ilavesi gerekmektedir.

Kredi kartları Merkez Bankası'nın para arzı yaratma gücünü azaltırken, bankaların para yaratma gücünü artırıyor. Buradan da ilginç bir sonuca varmak mümkün. Belki şu an değil ama bir on yıl içinde Merkez Bankalarının bankalar üzerinde hakimiyeti kalmayacak. Nakit kartlar diye tanımlanan kredi kartlarının da yaygınlık kazanmasıyla tüketiciler en ufak alışverişlerini bile nakit para olmadan alabilecekler. 

Ekonomi literatüründe para olmayıp fakat para gibi kullanılan nesnelere (para yerine kullanıldığı - kaim olduğu için) kaime denildiği dikkate alındığında kredi kartları da bir değerlendirmeye göre kaime olarak nitelendirilebilir. Her ülkenin Merkez Bankası (Central Bank) belli bir miktarda piyasaya para arz eder ve bu para arzının miktarını açık piyasa işlemleri ile kontrol eder. Böylece ekonominin yönlendirilmesinde etkili olur. Fakat, Dış Ticaret Teorisi ve dengesindeki görünmeyen işlemler kalemlerinin dengenin oluşması veya bozulmasındaki rolü gibi, para arzının efektif talebi daraltıcı veya genişletici etkisine şahıslar ve/veya şirketlerin bankalardan aldığı çekleri keşide ederek veya kambiyo evraklarından senet veya poliçeyi ihtiyaçlarına göre vade ve meblağı serbestçe belirleyip düzenlemesiyle piyasaya kaime sürüp efektif talebi tek yönlü olarak sanki bir görünmeyen işlem gibi fiilen olduğundan bir miktar daha fazla bir diğer deyişle marjinal olarak genişletirler. Böylece potansiyel talebin para yokluğundan efektif talebe dönüşemeyen bir bölümü bu kaimeler aracılığıyla efektif talebe fiili talebe dönüşür. Fiyatlar genel seviyesi de bu hususlardan etkilenir. Son on yıldan evvel potansiyel talebi efektif talebe dönüştüren enstrümanlar (nakit para hariç) sadece kambiyo evrakları (bono-poliçe-çek) iken geçen son on yıl içinde bunlara plastik para - kredi kartı da ilave olmuştur.  

Kredi kartları ve seyahat çekleri birçok işlemlerde kullanılabilmektedir. Bazı kişiler yakın gelecekte elektronik olarak sahtekarlığa elverişli olmayan bir imzanın atılabileceğini ve bu imzanın merkezden kontrol edilerek kartlı işlemlerde çok rahat ve geniş bir şekilde kullanılabileceğine inanmaktadırlar. Paranın doğasmdaki hızlı değişim ekonomide para arzını kontrol ve dengeleme ile görevli olan Merkez Bankalarını güç duruma sokacaktır.  

Yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı plastik kartlar para arzını (M) artırıcı bir etki yaratmakta ve Merkez Bankası bilançosunu etkilemektedir. Yakın gelecekte akıllı kartların yaygınlaşması, plastik kartların toplumun tüm bölge ve katmanlarına yaygınlaşması ve özellikle elektronik ticaretin internetten yaygın olarak yapılması durumunda siber ya da görünmeyen para dediğimiz sanal paranın toplumun bütün bölümlerinde kullanılması durumunda para politikası yapımcıları zorlanacaklardır. Merkez Bankaları para politikasını yönlendirirken birkaç araçtan yararlanmaktadır. Sözü edilen yeni tekniklerin Merkez Bankasının gündemine girdikten sonra geniş tabanlı para arzına (M) dahil edilmesi yerinde olacaktır. 

Para Talebine (Likidite Tercihi) Etkisi 

Fertlerin paralarını likit yani her an diledikleri gibi kullanmak üzere el altında tutma yolundaki tercihine "likidite tercihi" denir. Zira parasını hazır tutmak isteyen şahıs ancak kendisine cazip bir prim ödendiği takdirde likiditeyi tercihten vazgeçebilir. Faiz şu hal ile likiditeyi tercihten vazgeçmenin bir bedeli olduğu kadar parayı likit halde tutmanın da maliyeti demektir.

Plastik kartların kullanılması kişilerin nakit para bulundurma yani likidite tercihini olumsuz yönde etkilemiştir. Likidite tercihi teorisi atıl kaynakların ne kadarının faiz haddi yardımı ile ödünç verilebilir fonlar halinde yatırımlar için kullanılabileceğini gösteren bir kuramdır. Plastik kartlar yoluyla kişiler nakit paralarını bankalardan çekmemekte ya da gelecekte elde edeceklerini bugünden harcamaktadırlar. Kişi dilediği zaman ihtiyacı olan parayı 24 saat hizmet veren ATM'lerden alabilmekte ya da paraya hiç dokunmadan kart sistemleri ile mal ve hizmet alımlarını gerçekleştirebilmektedir. 

Piyasada taksitli satışların artmasının kısa vadede nakit talebini düşürdüğü bilinmektedir. Burada iki faktör vardır. 1.Peşinat miktarı, 2.Taksitlerin oluşumu. Bir satış işleminin peşinat oranının fazla olması para talebini arttırır. Taksitlerin uzun aralıklarla veya geniş bir zamana yayılması ise para talebini düşürür. Öte yandan, vade farkı dolayısıyla uygulanacak faiz oranının düşük olması taksitli satışları teşvik eder ve dolayısıyla para talebi düşer. "° Kredi kartları da bir anlamda taksitli satış aracı olarak değerlendirilebilir. Nitekim banka kredi kartları da faizli olarak taksit imkanı sağlamakta, mağaza kartlarının tamamına yakın kısmı faizsiz alışveriş imkanı vermekte, ortak kartlarla, ilgili mağaza ya da mağaza gruplarında yine taksitle alışveriş yapılabilmekte yeni yürürlüğe sokulan taksitkart uygulamaları ise plastik kartları tam anlamıyla taksitli ödeme aracı haline getirmektedir. 

Banka kredi kartlarında da son ödeme tarihlerinin işlem tarihinden itibaren 15 ile 45 gün sonra olması ve faizsiz geç ödeme olanağı sağlaması nedeniyle kısa vadeli de olsa peşinatsız taksit olanağı sözkonusudur. Bu anlamda plastik kartların tamamına yakın kısmı ekonomide para talebini son derece azaltan bir rol üstlenmektedirler. Kart hamillerinin son ödeme tarihlerinde   kredi   kartı   borçlarını   bankalara   nakit   olarak   değil   hesaben yapmaları durumunda da yine piyasada likidite talebi düşmektedir. Günümüzde bir çok şirket maaş ödemelerini bankalar aracılığıyla ATM'leri kullanarak yapmakta ayrıca bu kişilere ilgili bankalar kredi kartı da vermektedirler. Kredi kartlarının son ödeme tarihleri maaş alma günlerine göre ayarlanabildiği için kişiler bankadan parayı hiç çekmeden son ödeme tarihlerinde bankadaki vadesiz mevduatlarından otomatik tahsilat yöntemiyle ödemeler gerçekleştirilmektedir. Bu uygulamaların daha da yaygınlaşması durumunda para talebi çok düşük seviyelere inecektir. 

Plastik kartların yaygınlaşması kişilerin ihtiyat saiki ile para tutmalarına gerek bırakmamıştır. Para talebini etkileyen faktörlerden birisi olan ihtiyat amaçlı nakit tutma zihniyeti plastik kartlarla azalmıştır. Kişiler bankalardaki paralarına gece gündüz demeden her an ulaşabildiklerinden yanlarında büyük tutarlarda para bulundurmamaktadırlar. Ya da plastik kart sistemi gerek tüketiciler gerekse tüm işyerleri açısından benimsenip yaygınlaştıktan sonra ihtiyat güdüsü ile para talebi sıfır seviyesine inebilecektir. 

Yukarıdaki bölümde anlatıldığı gibi kartlı sistem aracılığı ile bankalarda kalan para ucuz kaynak teminine dolaylı olarak ta bankaların daha düşük faizli kredi vermesi ve girdi maliyetlerinin düşük seviyelerde gerçekleşmesine neden olarak toplumsal refah seviyesinin daha iyi noktalarda gerçekleşmesine sebep olacaktır. 

Kredi kartlarının parasal göstergelere etkisinde gözden uzak tutulmaması gereken önemli bir faktör de elektronik paradır. Daha sonraki bölümlerde detaylı olarak açıklayacağımız elektronik para tüm göstergeleri ve parametreleri altüst edebilecek bir niteliğe sahip bulunmaktadır. Yakın gelecekte elektronik ticaretin artması buna paralel olarak da internet üzerinden alışverişte en önemli ödeme aracının plastik kartlar olacağı düşünülürse para otoritelerinin bu konuyu hiç ihmal etmemeleri gerekmektedir. Parasal hesapların yapılmasında elektronik paranın alacağı boyutun yaratacağı etkilerin de dikkate alınmasında fayda görülmektedir.

 

 

Anasayfa - İktisat - Makale - Ekonomi - Borsa - İstatistik - Türkiye Ekonomisi - Ekonomi Sözlüğü - Türküler

Since 2005