Türkiye Ekonomisi
Dünya Ekonomisi
Osmanlı Ekonomisi
Finansal Ekonomi
İşletme Ekonomisi
Hizmet Ekonomisi
Kalkınma Ekonomisi
Tarım Ekonomisi
Borsa ve Yatırım
Ekonomi Sözlüğü
Ekonomi Ders Notları
Ekonomi Düşünürleri
Genel Ekonomi Soruları
Özel İstatistik Arşivi
Özel İktisat Konuları
Açık Öğretim İktisat
Ekonomi Kurumları
Kamu Yönetimi
Kamu (Devlet) Maliyesi
Sigortacılık Konuları
Türkiye İktisat Tarihi
Yeraltı Ekonomisi

Kredi Kartı Piyasası

Gelişmekte Olan Ülkeler

Finansal Piyasalar

Kent Ekonomisi

Liberalizm

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Osmanlı Devletinde Kapitülasyonlar ve Ticaret Antlaşmaları 

19. Yüzyılın başlarında siyasal, askeri ve mali bakımlardan güçsüz duruma düşen Osmanlı İmparatorluğu, Avrupa devletlerinin, özellikle de İngiltere’nin serbest ticaret yönündeki baskılarına direnememiş ve bu devletlerle bir dizi ticaret antlaşması imzalamıştır. Bu anlaşmalar, Osmanlı İmparatorluğu’nun ithalat ve ihracata uygulayabileceği gümrük vergilerini oldukça düşük düzeyde tutmasına ve bağımsız bir dış ticaret politikası uygulayabilme imkanından yoksun kalmasına neden olmuştur. 

Osmanlı İmparatorluğu’nun, 16. yüzyıl ile 18. yüzyıl arasında, Avrupa devletlerine tanıdığı kapitülasyon hükümlerini Ökçün, genellikle iki kısma ayırmaktadır. Birinci kısımdaki kapitülasyonlar, verildiği devlet tebaasına Osmanlı ülkesinde ticaret serbestisi tanımaktadır. Bu tip düzenlemeleri bir tür ticaret sözleşmesi olarak nitelemiştir. Adı geçen yüzyıllarda yeterli olan bu düzenlemeler, 19. yüzyılda gelişen Avrupa sanayi kapitalizmi için yeterli olmamış ve kapitülasyonların mutlak bir laissez faire-laissez passer ilkesine aykırı olan hükümleri, 1838-1846 yıllarında Avrupa devletleri ile imzalanan ticaret sözleşmeleri ile kaldırılmıştır. Kapitülasyonların ikinci kısmını teşkil eden hükümler ise ticaret serbestisi için gerekli hukuki ve adli himayeyi öngeren hükümlerdir. 

19. yüzyılda, bir çok ülke ile ticaret antlaşması imzalanmıştır. Antlaşma yapılan ülkeler arasında İsveç, Sicilya, Amerika, Rusya, Portekiz, Toskana, Belçika, İngiltere, Fransa, Sardunya, Hamburg, Prusya, Danimarka, Brezilya, Avusturya, Meksika ve Hollanda bulunmaktadır. Bu ülkelerle sayısız antlaşma imzalanmıştır. Hepsi de uluslararası ticaret akışkanlığı için düzenlenen, gerek ikili gerekse çok taraflı antlaşmalardır. 

Özellikle, 1838 yılında imzalanan Serbest Ticaret Antlaşması’ndan sonra, ülkelerle imzalanan atlaşmalar, serbest dış ticaret rejimi düşüncesi etrafında şekillenmiştir. Bu antlaşmaya dayanan serbest dış ticaret rejiminin, Osmanlı Devleti’nde uygulanmaya başlaması ile, kendi sanayilerini gümrük duvarları ile kontrol altına alan Avrupa devletlerinin sanayi ürünleri karşısında rekabet gücünü kaybeden Osmanlı zanaatları, gedikli esnafının direncine ve ıslah-ı Sanayi Komisyonu gibi girişimlere rağmen, gerek bilgi, teknoloji ve gerek sermaye birikiminin yetersizliği gibi olumsuz koşullardan büyük darbe yemiştir. 

Avcıoğlu ve Cem de, Osmanlı sanayinin çöküş nedeni olarak 1838 Antlaşmasını göstermektedirler. 

Ancak 1838 antlaşmasından önceki bazı antlaşmalar da ekonomik/ticari neticeler arz etmektedir. Şöyle ki, 1812 yılında imzalanan Bükreş antlaşması’na göre, Prut ve ondan sonra da Tuna tarafeyn arasında sınır kabul edilerek, Tuna ve Tuna ağzı iki tarafın ticaret gemilerine de açık olacaktır. Bunun dışında, 1829 tarihinde Ruslarla imzalanan Edirne antlaşması’na göre de, Rus ticaret gemileri Boğazlara açılabilecek, 10 senede 10 milyon duka altın savaş tazminatı olarak ödenecek, Rus tüccarları için de 1,5 milyon duka altın savaş tazminatı verilecektir. Ancak 10 milyon duka altının tamamı ödenmemiştir.98 Bu antlaşmanın özellikle yedinci maddesi uyarınca, Karadeniz ve Akdeniz, Rus bayrağı bulunduran Rus ticaret gemilerine tamamen serbestlik tanınarak, diğer devletlerin ticaret gemilerinin Rus limanlarına ulaşmak için Boğazları geçebilmelerine de böylelikle izin verilmiştir. O tarihe kadar yabancı devlet tüccarlarına istisnasız olarak uygulanan Yed-i Vahid (tekel) usulü, Ruslar açısından kaldırılmıştır. 

Osmanlı Devleti, 19. yüzyılda yapmış olduğu ticaret antlaşmaları ile yabancı devletlere ayrıcalık tanıma yükü altına girmiştir. Bu ayrıcalıklar sonucunda Osmanlı gümrükleri, bir yandan yabancı emtiaya, bir yandan da yabancı iş adamlarına ve tüccarlara ardına kadar açılmış; böylece iç piyasaya makine Avrupa’sının malları ile tüccarlar egemen olmuştur. Bu tarihsel gerçeğin sonunda da Osmanlı-Türk iktisat sistemi, kapitalist devletlerin tutsağı durumuna girilmiştir. 1838 tarihli İngiliz Antlaşması’ndan 1861 tarihli Fransız Ticaret Antlaşması’na kadar 20 adet ticaret antlaşması çeşitli ülkelerle imzalanmıştır. Bu dönemdeki antlaşmaların en önemli özelliği 1838 İngiliz Antlaşması’ndan esinlenmiş olmalarıdır. Bu antlaşmalarda dahili gümrüklerin tamamı kaldırılmış; ancak Tanzimat yenilikleri ile de ihraç mallardan %12, İthal mallardan %5, transit mallardan da %3 gümrük vergisi yeniden getirilmiştir. 

1861’de Fransa ile yapılan ticaret antlaşmasından sonraki dönem antlaşmaları 1889 yılına kadar sürmüştür. Bu antlaşmaya göre, 1838 Antlaşması’nın, tüm kapitülasyon ayrıcalıklarını içeren hükümlerinin aynen yürürlükte kalmasına karar verilerek, toplam 14 adet antlaşma imzalanmıştır. 1861 Antlaşması’nın sonradan bütün antlaşmalara da geçen ve yenilik getiren hükümleri şöyledir: İhracattan alınan gümrük %8’e indirilerek her yıl %1 kısıntı ile 7 yıl sonunda %1’de sabit kalması kararlaştırılmıştır. İthalatta %5 olan oran %8’e çıkarıldı ve söz konusu mal 6 ay içinde satılamadığı takdirde tekrar yurt dışına çıkarılacak olursa transit malı sayılarak, alınan ithalat vergisinin %7’sinin iadesine hükmedildi. Transit vergisi ise %7 olarak kararlaştırılıp, 8 yıl içinde %1’de sabit tutulmak kaydı getirilmiştir. Bu antlaşmayla bir de tuz, tütün, silah, top, tüfenk ve her türlü savaş araç ve gereçlerinin ülkeye sokulması yasaklanmıştır. Antlaşmanın süresi de 28 yıl olarak kararlaştırılmış ve diğer devletlerle yenilenecek ticaret antlaşmalarına istenildiği takdirde bu antlaşma hükümlerinin geçirilmesi taahhüdünde bulunulmuştur. 

28 yılın sonunda ise Fransa ve diğer ülkelerle imzalanan bu antlaşmalar yenilenmemiştir. Ancak, gümrük tarifelerinin yeniden tanzimi gerekçesiyle uluslararası bir komisyon tarafından 1890 yılında bir antlaşma imzalanmıştır. Bu düzenlemeyle getirilen yenilikler şunlardır: Önceden ithal ve ihraç malların kıymeti üzerinden gümrük alınırken; yeni sistemle ağırlık, tul ve hacim üzerinden vergi alınması kararlaştırılmış; ihracat ve transit vergilerin tümü ortadan kaldırılmış ve son olarak da ithalatta hammadde ve tüketim maddelerine ait gümrük vergisi %3 ile %20 arasında saptanmıştır. 

7 Temmuz 1867 tarihinde Ali Paşa tarafından kaleme alınan muhtırada kapitülasyonların, 19. yüzyıl ticaret antlaşmaları ile teyid edilen ve yenilenen hükümleri hakkında ifadeler bulunmaktadır. Bu muhtıraya göre, kapitülasyonlarla tanınmış olan imtiyazlar, yalnızca yabancı tebaaya mahsustur, dış ticaret dışında bütün konularda yabancılar, Osmanlı tebaasının tabi olduğu vergilere tabi olacaktır, konsoloslukların ikametgahları ülke-dışılık imtiyazından faydalanamayacaktır. Osmanlı kanunlarından yerli tebaa gibi faydalanan yabancı tebaa aynı zamanda bu kanunlara uymak zorunda olacak, hukuk ve ceza alanında her devletin yargı hakkı, ülkesinde ikamet eden yerli yabancı tebaayı kapsayacak ve son olarak da 4.000 akçeden fazla davaların Divan-ı Hümayun’da bakılacağını öngören 1740 tarihli kapitülasyon hükmü kaldırılacaktır. 

Yapılan ticaret antlaşmalarının 19. yüzyıl Osmanlı dış ticaretini hareketlendirdiği söylenmelidir. Yüzyılın başından sonuna kadar olan ticaret rakamları incelendiğinde dış ticarette ihracat hacminin yaklaşık 6 kat, ithalat hacminin de yaklaşık 4 kat arttığı bilinmektedir.

 

 

Anasayfa - İktisat - Makale - Ekonomi - Borsa - İstatistik - Türkiye Ekonomisi - Ekonomi Sözlüğü - Türküler

Since 2005