Türkiye Ekonomisi
Dünya Ekonomisi
Osmanlı Ekonomisi
Finansal Ekonomi
İşletme Ekonomisi
Hizmet Ekonomisi
Kalkınma Ekonomisi
Tarım Ekonomisi
Borsa ve Yatırım
Ekonomi Sözlüğü
Ekonomi Ders Notları
Ekonomi Düşünürleri
Genel Ekonomi Soruları
Özel İstatistik Arşivi
Özel İktisat Konuları
Açık Öğretim İktisat
Ekonomi Kurumları
Kamu Yönetimi
Kamu (Devlet) Maliyesi
Sigortacılık Konuları
Türkiye İktisat Tarihi
Yeraltı Ekonomisi

Kredi Kartı Piyasası

Gelişmekte Olan Ülkeler

Finansal Piyasalar

Kent Ekonomisi

Liberalizm

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Osmanlı Devletinde Sanayi 

Avrupa’da 19. yüzyıl, sanayi üretiminin her anlamda hem kamu kesiminde hem de özel kesimde, doruk noktasına çıktığı bir dönemdir. Osmanlı İmparatorluğu ekonomisi ise (son dönemler hariç) çoğunlukla tarım ve el sanatları zemininde yapılan ticarete dayanmıştır. Yükselen Amerika ve Avrupa sanayisi karşısında artık Osmanlı’nın yöntemleri oldukça zayıf kalıyordu. Avrupa sanayi ürünleri ticaret vasıtasıyla İmparatorluk sınırları içine girmeye başlayınca özellikle el sanatlarına dayalı ürünler büyük tehlike altına girmiş, el tezgahları kapanmaya başlamıştır. 

19. yüzyılın başlarına kadar olan dönemde mamul mallarda, ülke kendi tüketimini kendi üretimi ile karşılıyordu. Osmanlı’da, dünya ekonomisi içinde hammadde ihracatçısı, sınai ürün ithalatçısı olan bir ekonomik yapı söz konusu idi. Uluslararası ihtisaslaşmanın bu klasik biçimi 19. yüzyılın ilk on yılından başlayarak süregelen dönüşümler sonunda yerleşmiş ve Avrupa kökenli sınai ürünler iç piyasaya büyük ölçüde egemen olmuştu. Sanayi devrimin sürükleyici sektörünü oluşturan tekstil ürünleri bakımından Osmanlı İmparatorluğu, 19. yüzyıl başlarında kendi kendine yeterli iken yüz yıl sonra iç tüketiminin %80-%90’ı ithal malı iplik ve kumaşlardan sağlanıyordu. 

Devlet girişimleri olan baruthane, tophane ve tersane gibi üretim alanları dışında Osmanlı Devleti’nde sınai üretim genel olarak küçük ölçekli işletmelerde, manifaktür üretim biçiminde gerçekleşirdi. Dokumadan, deriye ve maden işletmeciliğine kadar hemen bütün üretim alanlarında tarımsal ürünler, hammadde olarak işlenir ve ara mal üretiminden ziyade doğrudan tüketime yönelik mallar üretilirdi. 

19. yüzyılın sonuna kadar Osmanlı sanayiinde küçük üretim hakimiyeti devam etmiştir. Fabrikalar imalathane çapında idi. Bununla birlikte yüzyılın ortalarında Bursa, Haleb ve Trablus gibi şehirlerde bazı sermayedarların manifaktür merkezleri ve fabrikalar kurdukları görülmektedir. Bunlar daha çok Avrupa sanayinin ihtiyacına yönelik, yarı mamul mal üreten tesislerdi. Bu gibi imalathaneleri başlangıçta yabancı sermayedarlar kurmuşsa da zamanla yerli iş adamları ortaya çıkmıştır. Yerli sanayii ve ticareti olumsuz yönde etkileyen faktörlerden birisi de iç gümrüklerdi. Yabancı tüccarların ürünleri için söz konusu olmayan iç gümrükler, yerli ürünlerin fiyatlarını %12-50 arasında arttırıyordu.140 Gümrük deyimi, terim olarak; sınırı geçen eşyanın gümrük muamelesi gören ve vergilerini tahsil eden idare, gümrük idaresinin vazife gördüğü bina, gümrük idaresinin coğrafi olarak görev alanı, muayyen eşyanın yurda girişi (bazan da yurttan çıkışı veya transit olarak geçişi) esnasında gümrük idaresince tahsil edilen vergi veya tüm bu konuları hükümlere bağlayan ve onların fiili yönlerini belli eden mevzuat ve uygulamaların bütünü demek olan gümrük hukuku anlamında kullanılmaktadır. 

Osmanlı’da tarımda olduğu gibi sanayi üretimi de devlet kontrolündeki loncalar eliyle yürütülüyordu. Loncalardan başka uzun zaman faaliyette olan gedik  usulü,  esnaf  ve  küçük  sanatkarların  faaliyetleri  üzerinde  derin  izler bırakmıştır. 18. yüzyılın başlarında ihdas edildiği sanılan bu usule göre, bir sanatın icrasına mahsus, ekseriya müştereken, münavebe veya kira ile kullanılan alet ve edevat muayyen bir mahalde muhafaza olunur ve bu mahalde sanat icrasına yalnız gedikler yetkili kılınırdı. Fakat bu usul de suistimale müsait görüldüğünden, 1855’ten sonra gedik usulünün tanzim ve tahdidi için hususi nizamlar vazedilmiş ve gediklerin çoğalması önlenmiştir. 

1913 ve 1915 yıllarında yapılan sanayi sayımları, bugünkü Türkiye sınırları içinde kalan Batı Anadolu ve Marmara bölgelerinde, yani ülkenin en gelişmiş yörelerinde, 1908’den önce kurulmuş sınai tesislerin, 20 un değirmeni, 2 makarna, 6 konserve, 1 bira fabrikası, 2 tütün mağazası, 1 buz, 3 tuğla, 3 kireç, 7 kutu, 2 yağ, 2 sabun, 2 porselen imalathanesi, 11 tabakhane, 7 marangoz ve doğrama atelyesi, 7 yün, 2 pamuklu iplik ve dokuma, 36 ham ipek, 1 ipekli dokuma ve 5 “sair” dokuma fabrikası, 35 matbaa, 8 sigara kağıdı, 5 madeni eşya ve 1 kimyasal ürün fabrikasından ibaret olduğunu ortaya koyuyor. Şüphesiz bu liste, 1908’den önce kurulup sayım tarihinde tasfiyeye uğramış kuruluşları ve Adana, Samsun ve Tarsus’ta varolduğu bilinen birkaç sınai tesisi kapsamadığı için, Meşrutiyet öncesi Türkiye sanayinin eksiksiz bir dökümünü vermemektedir. Ancak, ülkenin sınai profilinin büyük bölümünü içerdiğinden şüphe olmayan bu kuruluşların, 1908 yılında çağdaş anlamıyla bir Osmanlı sanayiinin var olmadığını ortaya koyduğu belirtilmektedir. 

1863 yılında kurulan ıslahat-ı Sanayi Komisyonu ile, gereksinim duyulan sınai gelişmeyi sağlamak için öncelikle kurumsal düzenlemeler yapmak amacı güdülmüştür. İlk sanayi okulu açma girişimi 1847 yılında başarısızlığa uğramış olsa da 1863 yılında tekrar açılmıştır. Bunu, Niş, Rusçuk, Sofya, Selanik ve Şam’da açılan sanayi okulları izler. 1868 yılında da İstanbul’da açılır. Demircilik, marangozluk, dökmecilik, makinecilik, mimarlık, terzilik, kunduracılık ve mücellitliktir. 1876’dan 1908’e kadar olan dönemde Edirne, Adana, İzmir, Bağdat, Bursa, Halep, Kastamonu, Kosova, Sivas, Trablusgarp, Yemen, Beyrut, Manastır ve Erzurum’da açılmıştır. Dönemin sonunda 2500 tane öğrencisi olmuştur. 1882’den sonra da bu sanayi okulları kız öğrenciler için de açılmaya başlamıştır.     Bu türlü     girişimlere     rağmen,     eğitim,     gelişen     sanayinin gereksinimlerine uzak kalmış, sanayileşme yeterince sağlanamamıştır.

 

 

Anasayfa - İktisat - Makale - Ekonomi - Borsa - İstatistik - Türkiye Ekonomisi - Ekonomi Sözlüğü - Türküler

Since 2005