Türkiye Ekonomisi

Dünya Ekonomisi

Osmanlı Ekonomisi

Finansal Ekonomi

İşletme Ekonomisi

Hizmet Ekonomisi

Kalkınma Ekonomisi

Tarım Ekonomisi

Borsa ve Yatırım

Ekonomi Sözlüğü

Ekonomi Ders Notları

Ekonomi Düşünürleri

Genel Ekonomi Soruları

Özel İstatistik Arşivi

Özel İktisat Konuları

Açık Öğretim İktisat

Ekonomi Kurumları

Kamu Yönetimi

Kamu (Devlet) Maliyesi

Sigortacılık Konuları

Türkiye İktisat Tarihi

Yeraltı Ekonomisi

Kredi Kartı Piyasası

Gelişmekte Olan Ülkeler

Finansal Piyasalar

Kent Ekonomisi

Liberalizm

Forex Piyasaları

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Klasik Dış Ticaret Teorisi, Klasik Dış Ticaret Teorileri

Bu teoriye göre uluslararası ticaret herhangi bir engelle karşılaşmadan serbest olarak yapılırsa, bundan. her ülke kazançlı çıkar ve dünya kaynak dağılımında etkinlik sağlanmış olur. 

Adam Smith'e göre bir ülke, öteki ülkelere göre daha ucuza mal edebildiği ürünlerin yapımında uzmanlaşmalı, öteki ürünleri diğer ülkelere bırakmalıdır. Her ülke bu şekilde davranırsa, her mal mümkün olan en ucuz maliyetle üretilmiş olur. Üstelik her ülke bundan kazançlı çıkar. Çünkü başkalarına göre ucuza yapabildiğini üretir ve onlara satar. Onlardan da, kendisinin daha pahalıya üretebildiği malları daha ucuza alabilme olanağına kavuşur. Bu teoriye göre uluslararası ticarete girip kazançlı çıkabilmek için bir ülkenin ötekilerden daha l,Ucuza üretebildiği bir malın. Ya da malların olması gerekir. 

Ricardo'ya göre bu şart değildir. Bir ülkenin karşılaştırmalı üstünlüğe sahip olduğu malın üretiminde uzmanlaşıp ötekilere dışarıdan satın alması, dış ticaretten kazançlı çıkabil­mesi için yeterlidir. Sözgelimi Türkiye ABD'ye kıyasla hem tekstil ürünlerini, hem de bilgisayarları daha pahalıya üretiyor olsun. Bu durumda Adam Smith'e göre, dış ticaretin açılmasından Türkiye'nin bir kazancı olamaz. Oysa Ricardo'ya göre, Türkiye bunlardan hangisinde karşılaştırmalı üstünlüğe sahipse onun üretiminde uzmanlaşmalı ve diğer malı ABD'­den almalıdır. Bu durumda dış ticaretten her iki ülke de kazançlı çıkacaktır. Sözgelimi Türkiye'nin karşılaştırmalı üstünlüğü tekstillerde olsun. Yani tekstildeki maliyet farkı bilgisayar­lardan daha az olsun. Bu durumda Türkiye dış ticarete girmeyip, her iki malı da kendisi üretmeye kalkışacağına, tekstil üretiminde uzmanlaşarak bunları ABD'ye satarsa, (ABD de bil­gisayarda uzmanlaşacaktır) ve bilgisayarı ABD'den alırsa sonuçta kazançlı çıkacaktır.. Klasik dış dış ticaret teorisinin esasını karşılaştırmalı üstünlükler yaklaşımı oluşturur. Bu yaklaşım sonradan neoklasik ve yeni klasik dış ticaret teorilerinin de temelini oluşturmuştur. Serbest ticaret yanlıları hangi teorik dayanak olarak karşılaştırmalı üstünlükler yaklaşımını kullanmaktadırlar. Bu nedenle söz konusu teori uzun yıllardır tartışılan, üzerine çalışmalar yapılan bir yakla­şımdır. iktisat teorisinin en popüler tezlerinden birisini oluşturmaktadır.  

Klasik dış ticaret teorisinin ülkeler arasında mal değişiminin hangi oranlara göre gerçekleşeceği, yani ulusla­rarası ticaret fiyatlarına ilişkin kısmında Mill'in teklif eğrileri analiziyle tamamlamıştır. 

Klasik Ekol 

1776'dan 19. yüzyıl ortalarına kadar iktisat dünyasına hakim olan iktisat görüşü. Başlıca temsilcileri Adam Smith, David Ricardo, Thomas Malthus, Robert Torrens, Jean­ Baptiste-Say, Frederic Bastiat, Nassau Senior, John Stuart Mill ve John Elliot Cairnes 'tir. 

Görüldüğü gibi, klasik yazarlar büyük ölçüde sanayi devrimi sırasında yazan İngiliz iktisatçılarından ve bazı Fransız iktisatçılarından oluşmaktadır. Klasik okulun başlangıç tarihi olarak alınan 1716 Adam Smith'in ,ünlü yapıtı Ulusların Zenginliği'nin yayın tarihidir. 

Klasik iktisatla birlikte, ilk defa olarak iktisadın bağımsız bir bilimin niteliğini kazandığı söylenir. Klasik iktisadın başlıca özelliklerinden biri üç yüz yıl boyunca ikti­sat yazınına ve iktisat politikalarına egemen olan merkantilizme tepki oluşudur. Merkantilizm ekonomiye, yoğun devlet müdahalesine, ihracatın artırılıp ithalatın azaltılmasına, nüfus artışına, düşük ücretlere taraftar bir görüştü. Özünü dış ticaret yoluyla değerli maden biriktirilmesi oluşturu­yordu. Bu devletin ve tüccarların yararına bir tercihti. Çünkü değerli maden birikimi tüccarların servetlerinin artması ile eşanlamlı idi. Bu ise, vergi yoluyla devleti de, yani kralı da güçlü kılıyordu. Bunların sallanabilmesi için de nüfus artışı ve düşük üc­retler sayesinde kuvvetli bir ordu, dış ticarette maliyet avantajı gerekiyordu. Ordu tüccarların dış ticaretinde gü­venliği sağlayacak ucuz emek ise ürünlerin satılmasında kolaylık geti­recekti. 

Merkantilizm ulusal birliğin ve merkezi devletin kuruluşunun önem taşıdığı, tüccar sınıfının ekonomiye hakim olduğu bir dönemde, belki ge­çerli bir politikaydı. Ama bu süreçlerin tamamlandığı ve sanayileşmenin ön plana geçmekte oldu_ bir dönem­de elverişli değildi. Nitekim merkan­tilizme tepkinin İngiltere'de yozlaşması bir raslantı değildir. İngiltere ilk sanayi devriminin gerçekleştiği. ülke­dir. Bütün dünyadan daha ucuz ve seri mal üretimine geçmekte olan İngiltere'nin ihtiyacı artık merkantilist politikalar değildi. İngiltere şerbest ticaret istiyordu. çünkü bu sayede dünya pazarlarında rahatça satabilecek, rahatça hammadde ihtiyacını gidere­bilecekti. Sanayicilerin hammadde ve işçi ihtiyacının karşılanması, satış ola­naklarının sağlanması da bunu-gerek­tiriyordu. İşte klasikler bu ihtiyacın teorisyenleridir. Dolayısıyla onları sanayi kapita1istlerinin sözcüleri olarak yorumlayanlar çoktur. Nitekim kla­sik iktisatçılar tahıl yasalarına ve yok­sullar yasalarına da karşı çıkmışlardır . Bunlardan birincisi İngiltere'ye tahıl ithalini yasaklıyor, ikincisi yoksulları koruyucu ve kollayıcı hükümleri içeriyordu. Birincisi toprak sahiplerinin lehine idi, ikincisi ise düşük ücret oluşumunu engelleyebilirdi ve bü­tün bunlar sonuçta kirları azaltabilirdi. Oysa serbest ticaret sanayicilerin önündeki her türlü engeli kaldıracaktı. Klasik iktisatçılar bu amaçla serbest ticaretin ve ekonominin varolduğu, mal, hizmet, faktör ve para akımlarının engelsiz cereyan ettiği bir ekonominin en yüksek refah düzeyini kendiliğinden sallayacağını göster­meye yönelmişlerdir. Klasik okul gü­nümüzde de moneterist ve yeni klasik okulların şahsında yeniden canlanmıştır.

 

 

Anasayfa - İktisat - Makale - Ekonomi - Borsa - İstatistik - Türkiye Ekonomisi - Ekonomi Sözlüğü - Gizlilik Politikası

Sağlık Bilgileri