Türkiye Ekonomisi
Dünya Ekonomisi
Osmanlı Ekonomisi
Finansal Ekonomi
İşletme Ekonomisi
Hizmet Ekonomisi
Kalkınma Ekonomisi
Tarım Ekonomisi
Borsa ve Yatırım
Ekonomi Sözlüğü
Ekonomi Ders Notları
Ekonomi Düşünürleri
Genel Ekonomi Soruları
Özel İstatistik Arşivi
Özel İktisat Konuları
Açık Öğretim İktisat
Ekonomi Kurumları
Kamu Yönetimi
Kamu (Devlet) Maliyesi
Sigortacılık Konuları
Türkiye İktisat Tarihi
Yeraltı Ekonomisi

Kredi Kartı Piyasası

Gelişmekte Olan Ülkeler

Finansal Piyasalar

Kent Ekonomisi

Liberalizm

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Banka ve Finans Kurumları Aracılığıyla Para Aklama 

Suç gelirlerini aklama ihtiyacı, en iyi gizlilik garantilerini veren ülke­lerin ve bankaların arayışında olan örgütlü suçluluğun küreselleşmesini beraberinde getirmektedir. Çünkü tüm önemli aklama işlemleri, çeşitli ülkelerin banka ve finans kuruluşlarının kullanılmasını gerektirmektedir. 

Yasal fonlar, temel ekonomik göstergelere göre hareket ederken, ak­lama sürecinde karapara, özellikle karapara aklama ile ilgili düzenlemele­re sahip olmayan veya bu konuda katı gizlilik sistemlerinin hakim olduğu ülke ve korumasız finansal kurumları seçmektedir. 

Karapara konusundaki yasaların ve düzenlemelerin uygulamaya ge­çirilmesi, uluslararası alanda mücadelenin yaygınlaşması ile birlikte karapara aklayıcılarının, sistem ve uygulamalarındaki zayıflıktan kaynak­lanan nedenlerle aklama amacıyla yaptığı işlemlere maruz kalan finansal kurumların; mali yapılarının büvük oranda zarar gördüğü, ceza ve yaptı­rımlara maruz kaldığı ve yasadışı faaliyetlerde bulunan müşterileri nede­niyle büyük bir itibar kaybına uğradığı görülmektedir. 

Karapara riski konusunda, finansal kurumları bekleyen hepsi de bir­birinden önemli riskler, yasal risk, itibar riski.mali risk, ve yönetsel risk olarak belirtilebilir. 

Karapara ile mücadele konusunda katedilen uluslararası gelişmeler, örgütlenmeler ve işbirliği sonucu, finansal kurumları uluslararası alanda somut olarak çok ağır yaptırımlar beklemektedir. Bunlar aşağıdaki gibi özetlenebilir. 

-    Bankanın aktiflerine el konularak bankacılık faaliyetlerinin dur­durulması,

-    Yurtdışında hesap açma yasağı konulması,

-    Muhabir hesaplarının dondurulması ve el konulması,

-    Yurtdışında işlem yapma yasağı konması,

-    Kurumun yurt dışı temsilcilik, ofis ve şubelerinin kapatılması,

-    Muhabirlerince kredi limitlerinin kapatılması,

-    Ağır hapis ve para cezaları 

Gerçekten de, bir banka hakkındaki karapara aklama iddiası, o ban­kanın ulusal ve uluslararası itibarına büyük bir darbe olmaktadır. Karapara aklama soruşturma ve davaları, olayın uluslararası boyutu ne­deniyle uzun yıllar almaktadır. Bu ise, iddiaya muhatap bankaları yıprat­makta, bazen Batı'da örnekleri görüldüğü gibi iflasa kadar varan sonuçla­ra yol açmaktadır. 

Karapara aklayıcılar, özellikle banka sistemini kullanmak isterler. Çünkü fonlar bir defa serbestçe kullanılabilecek bir bankaya yatırıldığı takdirde, tüm Dünyada finans piyasalarında normal olarak devreden yasal kaynaklı fonların arasına karışacaktır. Çünkü, para, kıymetli evrak ve elektronik kayıtların dünyayı dolaşabilmesi için artık dakikalar yeterli gelmektedir. Suçlandırıcı nitelikteki kayıtlar da kolaylıkla silinebilmekte-dir. Her gün, 1 trilyon doların elektronik işlemlerle transfer edildiği göz önüne alınırsa, karapara virmanlarmı bulmak, samanlıkta iğne aramaya benzer. Bu nedenle, yüzlerce karapara aklama tekniği arasında en önemli­leri bankalara başvurmayı gerektirir. Bu bakımdan, bankaların aklamaya karşı programlar geliştirmeleri ve çalışanlarını karapara aklama ve önlem­ler konusunda eğitmeleri önem taşımaktadır.

Banka transferleri yoluyla para aklayan mafyalar, nakit parayı rahat­ça ülke dışına çıkarıyor, kara parayı süratle temiz yeşil banknotlar haline getiriyorlar. İşte, Rus mafyasının medyaya yansıyan bankacılık sistemini kullanarak gerçekleştirdiği bir kara para aklama öyküsü... 

1-  Moskova mafyası milyonlarca doların üstünde oturuyor. Nakit pa­rayı, kontrolleri altında bulunan fuhuş sektörü, yasal striptiz salonların­dan elde ediyorlar. Ancak geliri devlete beyan etmiyorlar. Amaçları bu parayı denizaşırı ülkelere göndermek.

2- Mafya parayı el altından Rus bankalara transfer ediyor. Burada ya­sal ve yasal olmayan paralar birbirine karıştırılıyor. Rus bankası paranın bir avukat aracılığıyla Miami'deki (mafyayla bağlantılı) bir emlakçıya transferini istiyor. 

3- Rus bankası para transferini gerçekleştirebilmek için New York'ta­ki muhabir bankaya direktif gönderiyor. Rus bankasının New York'ta bulunan muhabir bankası, paranın gerçek sahibinin kim olduğunu kesin­likle bilmiyor. 

4- Merkezi New York'ta bulunan banka para transferini bilgisayar yo­luyla elektronik olarak yapıyor. Bilgisayar, New York bankasını borçlan­dırıyor ve parayı Miami'deki hesaba yatırıyor. New York'taki banka gibi Miami'deki banka da paranın kimden geldiğini bilmiyor. 

5- Moskova mafyası bu parayı şişirilmiş fiyatlardan bir ofis binası al­mak için kullanıyor. Emlakçı, parayı yasal bir geliri kullanıyor gibi emlak işine kanalize ediyor. Ardından Moskova mafyası kazandığı paranın deni­zaşırı ülkelerden kazandığı kira geliri olduğunu beyan ediyor (Hürriyet, 24 Kasım 1999).

Finansal kuruluşlar, genel olarak bildirim yükümlülüklerine tâbidir. Bildirim yükümlülüklerini aşmanın bir yolu da, bildirim tutarının üzerin­de para yatırılan kuruluşun yönetimi ile veya çalışanı ile anlaşarak bildi­rimin yapılmamasını, yanlış doldurulmasını veya tanınan muafiyetlere sokulmasını sağlamaktır. Doğal olarak finansal kuruluşların yönetimi ak­layıcılar tarafından ele geçirilirse anlaşma dahi yapmaya gerek yoktur. 

isviçre'deki banka hesapları karapara için klasik bir depodur. Ancak, son yıllarda, isviçre, özellikle örgütlü suç söz konusu ise, hesap bilgilerini açıklanmasına izin verecek yasal düzenlemelere sahip olduğundan beri, Karayip Bölgesindeki bankalar tercih edilen depolar halini almıştır. Bahamalar'da, Kayman Adalarında, Antiller'deki son zamanlarda ortaya çıkan bankaların çoğunun karapara aklama işlemi için kurulduğu belir­tilmektedir.

Bazen büyük ve saygın özel bankalar bile, karapara aklamak için kul­lanılabilmektedir. "ABD Kongresi'nin üst kanadı Senato, dünyanın önde gelen finans kuruluşlarından Citibank'ı karapara akladığı gerekçesiyle soruşturma altına aldı. Senato Hükümet ilişkileri Alt komitesi, Citigroup firmasının sahip olduğu Citibank'ın 1988-1994 yılları arasında Meksika Devlet başkanlığı görevini sürdüren Carlos Salinas de Gortari'nin kardeşi Raul Salinas'ın milyonlarca dolar tutarındaki uyuşturucu parasını akladığı yolundaki iddiaları soruşturuyor. Komite'nin raporunda, uluslararası uyuşturucu ticaretini yürütenler, yolsuzluğa bulaşmış politikacılar ile ver­gi kaçıranların paralarının aklanması için özel bankaları kullandığına dik­kat çekildi. Raporda, kıyı bankacılığı hesaplarına 1 milyon dolardan fazla hesap yatıran mudilerin isterlerse gizli hesaptan yararlanabileceğine dik­kat çekildi. 63 sayfalık raporda, Citibank'ın diğer önde gelen müşterileri arasında yer alan ve gizli hesabında 50 milyon dolar bulunan Gabon Dev­let Başkanı Ömer Bongo, Nijerya'nın son askeri diktatörü Sani Abacha, Pakistan eski Başbakanı Benazir Butto'nun eşi Asaf Ali Zardari'nin he­sapları ele alindi. Raporda Zardari'nin İsviçre'deki Citibank hesabını kul­lanarak aldığı 9 milyon dolar tutarındaki "komisyon"u gizlediği kaydedil­di. Raporda, Nijerya'nın son diktatörü Abacha'nın oğullarının Citibank'da 110 milyon dolardan fazla hesabı olduğu iddia ediliyor. 100 ülkede bulu­nan şubeleri ile yaklaşık 100 milyon müşteriye hizmet veren Citibank, herhangi bir yasayı ihlal etmediğini savunuyor."(Hürriyet,10.10.1999, s.18).

The New York Bank'ın karıştığı Rus mafyasının 7 milyar dolar akla­ması olayında. İki banka çalışanın 1,8 milyon dolar komisyon aldığı anla­şılmıştır. 

Suç örgütlerinin finansal kuruluşlara ve özellikle de bankalara sahip olmaları, kendilerine karapara aklamak için büyük imkan sağlamaktadır. Örneğin son zamanlarda, Rusya'da suç örgütlerinin bankaların %50'sine sahip oldukları iddia edilmektedir.

Başka bir örnek, eski Yugoslavya topraklarında, nakit karşılığı orta­lamanın üzerinde faiz ödeyen bir çok özel banka vardır. Bunların bir bö­lümünün sahibi de, Bosnalı Müslümanlara karşı yürüttükleri savaşa kay­nak sağlamak için eroin parası aklayan önemli Sırp politikacılarıydı. Böyle bir desteğe sahip olmayan Bosnalılar ise savaşta daha fazla donanım sı­kıntısı çektiler. Özel Bankalar, BM'nin Sırbistan'a karşı uygulamaya koy­duğu yaptırımlara kulak asmadan Avusturyalı paravan şirketler aracılığıy­la karapara aklıyordu. 

Dünyanın en büyük 12 bankası 27 Ekim 2000 tarihinde, kara para ak­lamayı önlemek ve off - shore hesapların bu amaçla kullanılmasını engel­lemek için işbirliğine gittiler. Bankalar, aralarında imzaladıkları Wolfsberg anlaşmasına göre, uluslararası finans sisteminde para aklama girişimlerini önlemek için standart kurallar belirledi. 

Wolfsberg Kuralları olarak adlandırılan önlemler, 1 hafta sonra New York, Zürih ve Hong Kong'da kamuoyuna açıklandı. Kara para aklamayı önleme ve off - shore hesapların düzenlemesi teklifi İsviçre bankalarından gelmişti. Dünya off - shore hesap piyasasının yaklaşık yüzde 35'ini elinde tutan İsviçre bankalarını, bu kararı almaya iten neden ise, adlarının kara para aklama soruşturmalarında sıkça geçmesi olmuştur. Wolfsberg An-laşması'na imza atan bankalar şunlardır: ABN AMRO, Banco Santander, Barclays, Citigroup, Chase Manhattan Corp, Credit Suisse Group, Deutsche Bank, HSBC Holdings, J.P. Morgan, Societe Generale, UBS Warburg ve Deutsche Bank. Kurallar, bankaların Uluslararası Şeffaflık Derneği (Transparency International) ile yaptıkları ortak çalışma sonu­cunda belirlendi. 

Belli başlı uluslararası özel bankaların, uluslararası özel bankacılıkta sağlıklı iş yönetimi için önemli küresel bir rehber olarak kabul ettikleri bu "Kara Paranın Aklanması ile Mücadelede Wolfsberg Prensipleri"olarak adlandırılmakta olup yol gösterici nitelik taşımaktadır

 

 

Anasayfa - İktisat - Makale - Ekonomi - Borsa - İstatistik - Türkiye Ekonomisi - Ekonomi Sözlüğü

Since 2005